Rekabetin hata affetmediği günümüzde, Tedarik Zinciri Yönetiminde
lojistik unsurlar eskisinden çok daha fazla önemsenmeye değer hale
geldi.
Satarken kazanmanın sona erip, alırken kazanmanın başladığı, rekabet
ortamının ise rakip kuruluşları dahi ortak lojistik çözümler üretmeye
zorladığı bir dönem yaşıyoruz.Hemen hemen herkes, "nasıl olurda
bir mucize gerçekleştirir, şu sabit masraflarımdan kurtulurum"
sorusunu soruyor bugünlerde. Tedarik Zinciri Yönetimi'nde dış kaynak
kullanımının artması ve iş dünyasının sürekli yeni iş modelleri arayışında
olması da bunun en büyük göstergesi.
Ekonomik göstergelerin olumlu seyrettiği 2003 yılında biraz nefeslenip,
geride bıraktıkları dönemleri inceleyen kuruluşlar, bir yerlerde,
bir şeyleri yanlış yaptıklarının farkına varacaklardır. Yanlışlıkların
farkına varmak ne derece önemliyse, nerede, neyin yanlış yapıldığını
anlamak da o kadar önemli. İşte ben bu noktada, kurumlara lojistik
süreçlerini iyice gözden geçirmelerini öneriyorum. Büyük oranda
ürün kalitesi, ürün çeşitliliği, üretimin kontrolü ve pazarlama
kaygılarından dolayı, satacağınız ürünün fiyatını ve karlılığınızı
doğrudan etkileyecek lojistik unsurları gözardı etmiş olmalısınız.
Kaygılarınızın merkezinde ürün kalitesi, ürün çeşitliliği, üretim
kontrolü ve ürün pazarlaması olması son derece doğal. Aslında işin
doğrusu, lojistik süreçlerinizi bu konuda yetkin dış kaynak sağlayıcılara
inceletmeniz ve mümkün olduğunca bu süreçlerin yönetimini dış kaynak
sağlayıcıya bırakmanızdır.
Peki dış kaynak kullanımında ne, nereye kadar?
Bu, çok ciddi olduğu kadar, son derece yaşamsal önem taşıyan da
bir soru. Bu soruyu sorabilemek kadar, bu soruya doğru cevapları
verebilmek de önemli. Ayrıca bu soruya tek başına değil, somut ve
doyurucu çözüm önerileri sunabilen kişilerin varlığında cevap aramanız
gerekir.
Lojistik dış kaynak kullanımında sadece uluslararası taşıma ve
gümrükleme gibi geleneksel sınırlar içinde kaldığınız taktirde,
aradığınız çözümü bulamadığınızı göreceksiniz. Bu noktada iş dünyamız
için yeni sayılabilecek lojistik kavramları masaya yatırma durumunda
olacaksınız;
1. Uluslararası taşıma, gümrüklü antrepo, gümrükleme, depolama,
stok takibi, sipariş yönetimi, katma değer fason hizmetler ve fiziksel
dağıtım işlerinin ayrı ayrı unsurlar halinde Üçüncü Parti (3PL)
dış kaynak sağlayıcılara havale edilmesi.
2. Bu işlerin topluca veya parçalar halinde Üçüncü Parti (3PL) dış
kaynak sağlayıcılara havale edilmesi ve/veya uygulaması için Dördüncü
Parti (4PL) dış kaynak sağlayıcılarla işbirliği.
Her ne kadar bu iş modelleri yeni sayılabilecek lojistik kavramlar
olsa da, ufkunuzu bunlarla sınırlı tutmamalısınız. Çünkü artık bu
iş modellerini de eski ve geçersiz kılan bir iş modeli var:
"Lojistikte 4. Boyut"
Bu yeni anlayış iş dünyasına, ülkemizin öncü lojistik hizmet
sağlayıcısı kurumlarından, Ekol Logistics tarafından kazandırıldı.
Lojistikte 4. Boyut, size birinci madde de belirttiğim süreçlere
ek olarak, üretimden stoğa ve/veya üretimden siparişe planlama noktalarından,
vergi, ithalat-ihracat mevzuatları, fiziksel satış ve faturalama
gibi yönetsel süreçlere kadar birçok noktada bütünleşik dış kaynak
hizmet alabilme olanağı sunuyor. Hem de tek bir elden. Bu anlamda
sadece bir dış kaynak hizmet sağlayıcısından öte, stratejik bir
ortaklıktan söz etmek mümkün. Çünkü bu artık kavramla dış kaynak
hizmet sağlayıcısının da taşın altına elini soktuğu ve riskleri
belli oranlarda paylaştığı stratejik bir iş ortaklığına dönüşüyor.
"Lojistikte 4. Boyut" lojistiğin 2003 ufkuna ve geleceğe
bugünden damgasını vuracak.
Cem Kumuk
(Ekol Lojistik Bşk. Yrd.)
|