|
Perakende
sektöründe lojistik süreçlerini nasıl çözümlüyorsunuz?
Algida , Türkiye'de operasyonuna başladığı 1990 yılından
beri , perakende tarafındaki lojistik süreci direk kendi
kontrolü altındaki bir yapı ile yönlendirmektedir. Ürünün
özelliği nedeni ile soğuk zincirde gerek duyulan hassasiyeti,
distribütörlerinin sadece dondurmaya has dağıtım ağı
vasıtası ile sağlamaktadır. Gerek eğitim desteği , gerek
soğuk zincir denetlemeleri , Algida tarafından verilmekte
olup, geçen seneler içinde dünyada örnek gösterilebilir
bir yapı kurulmuştur. Nitekim Algida Türkiye soğuk zincir
uygulaması , Unilever'in uluslararası en iyi örnek sıfatına
sahip bir operasyonudur ve geliştirdiğimiz birçok uygulama,
dünyada kardeş şirketlerimiz tarafından uygulamaya sokulmuştur.
Sizce
Türkiye'de lojistik sektöründeki firmalarda dış kaynak
kullanımı faaliyetlerinde bir güven sorunu var mıdır?
Varsa bunun ardında yatan sebepler nelerdir?
Türkiye şartları nedeni ile belirsizliğin hakim olduğu
bir ülke. Bu durumda güven sorunundan ziyade, gelecekte
geçerli olacak parametrelerin bilinmezliği, yapılacak
dış kaynak kullanımı faaliyetlerinde çerçeveyi belirlemede
sıkıntı yaratıyor. Ayrıca lojistik dış kaynak kullanımı
bazında tecrübe oluşumunun yeni başlamış olması , geçmişteki
bazı uygulamalarda sıkıntı yaşanmış olması da önemli
bariyerler arasında. Her noktadaki kontrolü elinde tutmayı
seven bir işadamı profilinin baskınlığını da dikkate
alırsak, lojistik dış kaynak kullanımı önündeki engeller
ortaya çıkıyor.
Sizce
dışı kaynak kullanımı bir rekabet aracı olarak görülebilir
mi?
Dış kaynak kullanımı, gerekli olan yerde ve işini bilen
uzman gruplarla uygulandığı takdirde ciddi bir rekabet
avantajı olabilir. Önemli olan unsur, bunu bir moda
veya trend olarak uygulamak yerine ciddi bir analiz
ile değerlendirmek. Ana faaliyet konusu haricindeki
alanlarda gerçekleştirilen dış kaynak kullanımı , gerek
sinerjik etkileri ile gerekse uzman yaklaşımın getirdiği
öngörülemeyen faydalar ile rekabet konusunda avantaj
sağlayabiliyor. Burada önemli olan, dış kaynak kullanarak
sağladığınız faaliyetin yüksek katma değere sahip ve
size has (unique) bir süreç-operasyon olmaması .
Dış kaynak kullanımı,
doğru kullanan firmalarda kendi işinde daha çok uzmanlaşma
yaratiyor mu? Bir lojistik firmasının bu faaliyeti uygulayarak
sadece bir yönetim ve denetleme merkezi olması Türkiye'de
bir hayal mi?
Dış kaynak kullanımının ana amacının zaten ana faaliyet
alanında uzmanlaşmaya ve daha fazla kaynak ayırmaya
fırsat yaratması olduğunu düşünüyorum. Aksi takdirde
sadece maliyet bakışı ile ortaya çıkan bir takım çalışmalarda,
işlemi kendisi yapan bir firmanın daha ucuza mal edebileceği
sık rastlanabilir bir durum. Tabii rakamlara mutlak
değer olarak baktığınızda. Önemli olan bu hesaplamaya,
eldeki kaynakların asıl faaliyete yönlendirildiğinde
getireceği faydayı katabilmek. Aynı şekilde kaynağını
ve gücünü dış kaynak kullanımı servisi vermeye yönlendirmiş
bir lojistik grubunun da, bu alanda değer yaratması
tabii ki hayal değil. Afrika karıncalarının yiyeceklerini
çiğnemek ve yarı sindirilmiş hale getirmek için termitleri
kullandığını, yani dış kaynak kullandığını biliyoruz.
Bu sayede kendileri de yeni alanlar keşfetmek ve daha
çok karınca kule-yuvaları yapmak gibi stratejik faaliyetlere
yönlenebiliyor. Bu sayede de gerek termitlere gerekse
kendilerine yaşam savaşında avantaj sağlıyorlar.
Maliyet açısından bu
faaliyet; sabit maliyetleri degişken maliyete çeviriyor.
Bunun mali açıdan firmaya getirileri nelerdir? Gerçekten
maliyet tasarrufu sağlar mı? Yoksa tersine maliyet artışı
da yaratabilir mi?
Değişken maliyet , gelir ve giderinizi daha rahat kontrol
altında tutabildiğiniz ve külfete karşı nimet elde edebildiğiniz
bir maliyet kalemi. Sabit maliyetleri karşılama amacıyla
değer yaratmadan gerçekleştirdiğiniz veya katkısı düşük
operasyonların ortadan kaldırılmasına da yardımcı olan
bir parametre. Maliyet artışı getirip getirmeyeceği,
bir miktar operasyon hacminize bağlı. Özellikle dış
kaynak kullanımı anlaşmanız belli hacim kademeleri ile
değişken maliyet düzeyinde değişiklik gösteriyorsa,
büyük hacimlerde yaratacağı fayda çok daha fazla olabilir.
Dış kaynak kullanımı
hizmet kalitesini iyileştiren bir faaliyet midir?
Dış kaynak kullanımı hizmetini veren kurumun uzmanlık,
beceri ve işe kendini adamasına bağlı. Tabii ki bu konuda
uzmanlaşmış ve değişik tecrübelere sahip bir organizasyonun
hizmet kalitesini artırması beklenir. Ancak aynı grubun
işe kendi işi gibi bakabilmesi , bence en önemli faktör.
Ancak bu durumda hizmet kalitesi artacaktır.
Bu faaliyet şirketin
iş süreçlerine daha etkin bir organizasyon kazandırır
mı?
Bunun sağlanması için dikkat edilecek kritik
noktalar nelerdir?
İş süreçlerinde, yukarıda bahsedilen kaynak kullanımı
ve odaklanma nedeni ile etkinliğin artacağı söylenebilir.
Önemli nokta, dış kaynak kullanımı prosesinin sisteme
düzgün bir şekilde entegre edilmiş olması ve ayrıca
organizasyonun, bu prosesi belirlenmiş hizmet beklenti
ve şartları altında delege edebiliyor olmasıdır.
Lojistigin üç temel
olmazsa olmaz kuralı olan hız, kalite ve fiyata dış
kaynak kullanımı ne derecede etki eder?
Kalite ve fiyatı yukarıda tartıştığımızı düşünüyorum.
Kalite açısından; uzmanlık , tecrübe kullanımı, bu işleme
ayrılmış kaynak uygunluğu ve işe kendi işi gibi bakabilme
söz konusu ise dış kaynak kullanımının üstünlüğü söz
konusudur. Fiyat içinse, uygun hacimlerde sinerjik etkileri
de içine alarak uzmanlığın getirdiği etkinlik ve verim
dış kaynak kullanımının avantajını sağlayan noktalardır.
Hız konusunda dış kaynak kullanımı hizmeti sağlayan
kurumun altyapısı belirleyici unsur olduğundan, dış
kaynak kullanımından hız konusunda fayda beklemek için
bu tarz altyapıya sahip bir firmanın seçimi önemlidir.
Dış kaynak kullanımı
bir firma için aynı zamanda küçülmeyi de ifade eder.Bu
durumun riskleri nelerdir?
Başlangıçta ana aktivite olmayan alanlarda küçülme
söz konusu olmakla beraber, buraya harcanan kaynakların
ana faaliyete hasredilmesi ile firmanın büyümesi için
fırsat yaratılmış olacaktır. Klasik organizasyonların
her işle uğraşan organik büyüklüğe sahip olmak idealinden,
ana iş alanında güçlü ve etkin yapıya sahip olma noktasına
geçis için , dış kaynak kullanımı bir imkandır. Tabii
ki başlangıçta işin dış kaynak firmasına delege edilmesi
sürecinde bir takım sıkıntılar yaşanacaktır. Özellikle
kontrol isteği ve prosese dolayısı ile servis sağlayıcının
uzmanlık alanına müdahale en sık rastlanabilir risklerdir.
4PL'e(4'üncü parti)
varacak bir outsourcing Türkiye'de bir hayal midir?
Söylendigi üzere büyük bir risk midir? Yoksa cesaret
edememekten mi kaynaklanır?
Türkiye'de bir çok hayali gerçekleştirebilecek bir potansiyelin
olduğunu düşünüyorum. Dünya Unilever operasyonlarının
450'yi aşkın fabrikası arasında en yüksek kalite ve
çevre denetim puanlarına sahip, ISO 9000-14000, OHSAS
18000 gibi belgeleri bunların arasında ilk veya ön sıralarda
alan, "Dünya Standartlarında Tedarik Zinciri"
ünvanına sahip ve bol ödüllü bir operasyonun başında
olmam sayesinde Türkiye'de bir şeylerin olmayacağını,
yapamayacağımızı kabul etmem mümkün değil. Tabii ki
istediğiniz ve uğraştığınız takdirde. Riskleri tabii
ki var. Önemli olan faydayı belirleyip , üzerine gidebilmek.
Ancak fayda ve nihai noktayı belirlemediğiniz takdirde
genelde sonuç hüsran olabiliyor.
Dış kaynak kullanımı
Türkiye'de kısa dönemli bir maliyet azalma operasyonu
mu yoksa uzun vadeli bir stratejik yaklaşım olarak mı
görülmektedir? Bunun sebepleri nelerdir?
Türkiye'de dış kaynak kullanımı konusunun daha ziyade
maliyet azaltma fikrinin cazibesi altında değerlendirmeye
alındığını düşünüyorum. Bununla beraber, uzun vadeli
stratejik bir yaklaşım olarak değerlendiren firmaların
da olduğunu biliyorum. Yukarıda bahsettiğim gibi, belirsizliğin
yüksek olduğu bir ortamda kısa vadeye ve maliyete odaklanma
bir miktar doğal. Ayrıca bahsettiğim ana faaliyet alanına
odaklanmak ve kaynaklarını bu alanda kullanmanın getireceği
büyüme fırsatı da, uzun vadeli planlama çok kullanılmadığı
için pek dikkate alınamıyor. Tabii uzun vadeli stratejisi
olan kaç şirketin olduğunu dikkate alırsak bu da doğal
sayılabilir.
Sizce Türkiye'de dış
kaynak kullanımı yapan firmalarin müşterilerde bıraktığı
izlenim nedir?
Sektöre bağlı olarak farklı izlenimler olduğunu düşünüyorum.
Temizlik, yemek gibi genel bilinenlerde izlenimin düzgün
olduğunu düşünüyorum. Bunun yanı sıra çağrı merkezleri
vs. konularda da düzgün çalışan grupların olduğunu biliyorum.
Yeni alanlarda ise tecrübe ve uzmanlık oluşumu kaynaklı
problemlerin ve dolayısı ile bu bazlı izlenimlerin olması
söz konusu. Aslında defter tutturmanın dahi bir tür
dış kaynak kullanımı olduğunu düşünürsek, bu konuda
bir geleneğimizin olduğunu dahi söyleyebiliriz. Önemli
olan husus , dış kaynak kullanımı grubunun işi bilen
, sizinle aynı dili konuşabilen , aynı problemi paylaşabilen
bir yapıda olması. Zaman zaman bu noktada eksiklik olduğunu
düşünüyorum. Dolayısı ile de müşterideki izlenim düzgün
olmayabiliyor.
Dış kaynak kullanımı
sürecini; ilişki kurulması, kontrol mekanizması ve güven
sağlanması gibi üç başlıkta düşünürsek, en sıkıntılı
süreç sizce hangisidir?
Zannederim kontrol mekanizması ve güven sağlanması birbirine
bağlı süreçler. İster istemez hizmet aldığınız bir serviste
başlangıçta mekanizmayı kurmak en önemli ve sonrasındaki
güveni de sağlayabilecek unsur. Bu aşama da her türlü
detayın oturtulması lazım. Tabii ki sıkıntı da, gerçek
yaşamda olabilecek her şeyi öngörememekten geliyor.
Bir firmanin dış kaynak
kullanımı ile; riskleri yönetme ve potansiyeli optimum
düzeyde kullanması için dikkat etmesi gereken en önemli
noktalar nelerdir?
Dış kaynak kullanımı alanını iyi seçmesi, dış kaynak
kullanım mekanizmasını iyi kurması ve tabii ki servis
sağlayıcısını iyi değerlendirmesi ve seçimini ona göre
yapması. Firmaların uzmanlık alanına müdahale anlamında
olmamak kaydıyla, hizmet sağlayan gruba yön gösterici
olması gerektiğini de düşünüyorum. Yukarıdaki karınca
örneğinde olduğu gibi termitlerden yuva yapmaları veya
yeni alanlar keşfetmeleri beklenmemekte. Bu ana grubun
görevi. Termitlerin görevi ise belirlenen prosesi ,
yeni alanlar ve yuvalarda da etkin ve verimli şekilde
yerine getirmeleri. Bu durumda prosesini dış kaynak
kullanımıyla çözen bir firmanın sadece dış kaynak kullanımı
nedeni ile işinin büyümesini beklemesi yanlış. Ana alandaki
faaliyete, diğer süreçten kaynak kaydırılarak devam
edilmeli.
Dış kaynak kullanımında
bilgi geri besleme ve paylaşım sistemi nasıl olmalıdır?
Çok klasik bir cevap ama buradaki açıklık sistemin her
gün iyileştirilebilmesini ve etkinliğinin artırılmasını
sağlayacaktır. Bilgi akışı açısından hızın da aynı önemde
olduğunu düşünüyorum. Hızlı feedback ve paylaşım hizmetin
kalitesini artıracaktır.
Pazar potansiyeli hangi
aşamada olan şirketler outsourcing yapmalıdır?
Bence pazar potansiyelinden ziyade ana faaliyetine odaklanmayı
hedefleyen firmalar için dış kaynak kullanımı bir fırsattır.
Yeni işe başlayan küçük bir kuruluş da dış kaynak kullanımı
sayesinde belli maliyetlerini değişken hale getirip
ana faaliyetine kaynaklarını daha çok ayırabilir. Veya
pazarın lideri olan bir dev kuruluş da, belli faaliyetleri
dış kaynak kullanımıyla çözümleyerek, uzmanlık ve tecrübenin
getireceği etkinlik ve verimi sağlayabilir. Önemli olan
rekabetsel avantaj sağlayan faaliyetinizi belirleyip,
ona yoğunlaşmak ve bunu dış kaynak kullanımıyla çözümlememektir.
Dış kaynak kullanımı
toplam kalitede de, kendisinden o işi daha iyi yapan
bir firmaya faaliyeti devretmek şartı ile tavsiye edilen
bir süreçtir. Ülkemizde, dış kaynak kullanımı yapılacak
firmalar, toplam kalite adına, hangi kriterlere göre
değerlendiriliyor ve seçiliyor?
Doğrusu bu konuda seçimin pek düzgün parametreler bazında
olduğunu zannetmiyorum. Fiyat birçok konuda olduğu gibi
en önemli unsur olabiliyor. Bu nedenle nasıl yapıldığından
ziyade nasıl yapılması gerektiğine bakmak lazım. Bahsedildiği
gibi, işi daha iyi, daha etkin, daha verimli yapacak,
uzman, tecrübeli ve işe kendi işi gibi bakabilecek bir
hizmet sağlayıcının seçilmesi lazım.
|