|
Kuşkusuz rekabetin en yoğun yaşandığı
sektörlerden biri perakendecilik. Ekonomik krizin tüm
ağırlığıyla yaşandığı, insanların alışveriş yaparken
birkaç kere düşündüğü bir dönemde yaşıyoruz. Bu koşullarda
perakendeciler de üreticiler de satışlarını ve verimliliğini
artırmanın yollarını arıyorlar. Pazarı iyi bilen, tecrübeli,
teknolojiyi yakından takip edebilen ve yatırım yapmaktan
çekinmeyen şirketler bunu başarırkan; diğerleri maalesef
yavaşça pazardan çekilmek zorunda kalıyorlar.
İşte böyle bir dönemde yatırım yapan, teknolojiyi takip
eden Boyner Grubu; yaptıklarının karşılığını katma değer
yaratmaya başlamakla almaya başlamış bile.
8 bin metrekarelik büyük mağazalardan, 60 metrekarelik
butiklere kadar Türkiye genelinde toplam 463 mağazası
bulunan Boyner Grubu, Türkiye'nin en büyük gıda dışı
mallar perakendecisi olarak anılıyor. Ağırlıkla giyim
üzerine çalışan grupta, 1971'den beri tekstilcilik formatından
mağazacılık formatına geçilmiş. 71'de Beymen'le başlayan
mağazacılık operasyonu, 81'de değişik mağaza formatlarıyla
daha da gelişmiş. Şu anda Boyner Grubu'nun 4 farklı
formatta mağazaları bulunuyor. Bunların 3 tanesinde
sadece Boyner Grubu ürünleri satılıyor.
Bu bilgiler bir yana, hepimiz Boyner Grubu'nu az çok
tanıyoruz. Beymen, Benetton, Network, Fabrika, Sisley
gibi çok tanınmış markaları ve Çarşı gibi ünlü mağazaları
var. Çok kısa bir süre içinde, pek çok markayı sıfırdan
yaratıp, piyasada tutundurmayı başardı. Bu kadar başarılı
bir grup olmasına rağmen, uzunca bir süre yurtdışına
açılmayı düşünmemişler. Peki nasıl olur da bu kadar
büyük bir grup, bunca yıl uluslararası piyasaya açılmayı
düşünmez? İşte herkesin merak ettiği bu sorunun cevabını
Boyner Grubu'ndan Serdar Sunay cevaplıyor.
LOJİSTİK DESTEĞİYLE
ULUSLARARASI PİYASAYA
Serdar Sunay'ın söylediğine göre bunun en büyük nedeni;
şimdiye kadar grubun arkasında, beraber çalışabilecekleri
uluslararası düzeyde iş yapabilen bir lojistik firmasının
olmaması. Çünkü Serdar Sunay'a göre bir markayı yaratmak
işin en kolay kısmı. Markayı yaratırsınız, piyasaya
sunarsınız. Asıl zor olan markayı yaşatabilmek. Perakendeciliğin
en önemli ayağı; doğru ürünü, doğru zamanda, doğru tüketiciye
ulaştırabilmek. Bunu sistemli ve kontrollü bir biçimde
yapamazsanız ürettiğiniz şeyin de çok önemi kalmaz.
Boyner Grubu şimdiye kadar mallarını kendi depolarında
tutuyordu. Her grup için ayrı bir deposu ve depo yönetimi,
ürün dağıtım sistemi vardı. Kontrolü elimize alalım,
depoları birleştirelim; markalarının hepsine birden
hizmet edecek, tamamen bizim sektörümüze göre tasarlanmış
bir dağıtım merkezimiz olsun düşüncesiyle ortak çalışacak
bir grup arayışına gidilmiş ve bu çalışmalar nihai hedefe
ulaşmış.
BOYNER-EKOL DAYANIŞMASI
Şimdiye kadar, yani Ekol'le tanışana kadar, ürünlerini
kendi depolarında tutan Boyner Grubu, üreticiden mağazaya
gelene kadar 3-4 hatta 10 günlük bekleme süreleri yaşanıyormuş.
Hızın verimliliğe katkısını göz önüne aldığımızda bu
kadar zaman kaybı aynı zamanda verimlilik ve katma değer
kaybına da yol açıyormuş. 3 yılık bir araştırmanın sonucunda
Ekol Lojistik'le çalışmaya karar veren grup, iyileştirme
sürecinin ilk adımlarını böylece atmaya başlamış. Bunun
üzerine Ekol tarafından yaklaşık 6 aylık bir araştırma
sürecine girilmiş. Kullanılacak teknolojinin ve depo
için çalışacak iş ortaklarının kararının ardından, 2000
haziranında Boyner Grubu'nun Hadımköy'deki 90 bin metrekarelik
araziyi devretmesiyle çalışmalar başlamış.
İki profesyonel ortağın bir araya gelmesi, Boyner Grubu'nun
perakendecilik, Ekol'un depoculuk ve lojistik tecrübesini
ortaya koymasıyla bugünkü Hadımköy tesisleri oluşmuş
ve bu tesisler Kasım 2001'den beri faaliyette.
Serdar Sunay tesisin kuruluş aşamasını anlatırken, buraya
büyük para yatırımı yapılmış olmasının yanı sıra oldukça
büyük zaman ve tecrübe yatırımında da bulunduklarını
belirtiyor. Sunay, bazı işlerin tahminlerinden daha
uzun sürdüğünü söylüyor. "Bizim 5 dakika sürer
dediğimiz iş, işe başladıktan sonra gördük ki hiç de
öyle dakikalık iş değilmiş." İşin uzun sürmesinin,
uzun zaman ve para harcamanın avantajlarından da bahsediyor.
"Bizim Ekol'le Hadımköy'de kurduğumuz tesis, Avrupa'nın
sayılı 3 tesisinden biri. İlk olmamız taklit edilebilirliğimizi
azaltıyor. Bu da bizim piyasada rakiplerimize olan avantajımızı
artırıyor. Belki aynı tesisi kurabilirler, aynı teknolojiyi
getirebilirler; fakat tecrübe ve bilginin uyumunu yakalamayı
başaramayabilirler, ama bizim kadar verimli çalışamazlar."
LOJİSTİĞİN BOYNER GRUBU'NA
KATKILARI
Serdar Sunay'ın belirttiğine göre Boyner Grubu, kurulduğundun
beri sayısal verilere çok önem veren bir grup. "Rakamlarla
yatıp rakamlarla kalkan bir grubuz" diyen Sunay'ın
'uzay üssü' diye tabir ettiği Hadımköy tesislerinde,
her şey programlı ve her aşamada sayısal veri alabiliyorsunuz.
"Böylece işin her aşamasını kontrol edebilmenin
yanı sıra şirket olarak hangi konumda olduğumuzu, ne
kadar artıp-azaldığımızı görebiliyoruz. Bu hem bize
oto-kontrol şansı veriyor, hem de piyasada hangi aşamada
olduğumuzun verilerini alabiliyoruz. Çok sıkıntılı bir
pazarda yaşıyoruz, insanların tercihleri, alım güçleri
değişti. Toplumun nerede olduğunu, bizim nerede olduğumuzu
bilirsek; pazardaki sancıları daha çabuk atlatırız.
Piyasada kalmamızın, kendimizi geliştirmenin en önemli
nedeni, nerede olduğumuzu bilmemiz." Ayrıca Sunay,
değişen piyasa koşullarında kendilerini değiştirmeyi,
yenilemeyi başaran firmaların pazarda varlıklarını sürdüreceğini;
diğerlerinin pazardan silineceğini düşünüyor.
Bu sistemin Boyner Grubu'na bir diğer faydası da, grubun
içindeki farklı formattaki, her grubun kullandığı bilgisayar
programlarından, satış sistemlerine kadar 3 ayrı format
birleştirildi. Bu tesis tek bir şirkete hizmet veren
bir yer olmaktan çok, bir sektöre çözüm üreten bir yer
haline geldi. Böylece farklı formattaki grupların verileri
aynı çatı altında toplanmış oldu. Daha önce de belirttiğimiz
gibi şirketin oto kontrol şansını artırdı.
Sunay'ın tabiriyle "birbiriyle konuşan makineler.
"Böylece insan eliyle gerçekleşebilecek hata payı
sıfıra iniyor. Hatasız ve otomatik bir ortamda da sürat,
verimlilik ve bunların getirisi olarak yaratılan katma
değer artıyor.
Bir lojistik şirketiyle çalışmanın avantajlarından biri
olarak da, depoculuğun ve lojistiğin olmazsa olmaz kuralları
var. Bu kurallar, üreticiden gelen ürün kalitesine de
yansıyor. Hem grup hem de üretici kendini yeniden şekillendirmeye
başlıyor. Denetim mekanizmaları artıyor. Sunay, "önceden
mağazalarda etiketsiz, eski sezon ürünlerle karşılaşıyorduk.
Şu anda hata payı sıfırlanmış durumda. Ekol'ün faydasını,
lojistik sürecinin faydasını, sadece sevkiyat sürecinde
değil; mağazaların içindeki kontrolü sağlama ve kalite
kısmında da gördük" diyor. Lojistiğin sadece depoculuk
ve dağıtımdan ibaret olmadığı, kaliteye, verime yansıdığını
fark ettik.
"Lojistik sürecinden önce, sezon başında malı üretip
mağazaya ya da depoya koyar, müşterinin gelip almasını
beklerdik" diyor, uzun zamandır Boyner Grubu'nda
çalışan Serdan Sunay. "Şimdi ise müşterilerin her
hangi bir ürünü ne zaman alacağını çözmek zorundayız,
müşterinin alışverişe ne zaman vakit ayıracağını bilmek
zorunda ve o zamanda o malı mağazada tutmak zorundayız.
Önceden raf ömrü, nakit döngüsü daha uzun bir zamana
yayılıyordu. Ürettiğiniz mal satılamadan raflardan iniyordu.
Lojistiğin devreye girmesiyle; denetim, sürat, verimlilik
ve katma değer kazancımız arttı. Sabah üreticiden gelen
ürünler o gün içinde İstanbul, hatta Türkiye genelinde
mağazalarda yer alabiliyor."
Serdar Sunay'a göre teknolojinin ve perakendecilerin
isteğinin sonu yok. O yüzden Boyner Grubu ve Ekol arasında
geliştirilen çözüm ortaklığı son aşamasında değil. Hadımköy'deki
tesislerde şimdilik sadece etiket, depolama ve sevkiyat
süreci denetleniyor. Tesislerin teknolojisi paketleme
ve alarm takmak için de uygun. Yani üreticiden çıkan
mal, hiçbir işlemden geçmeden tesislere gelirse, tüketiciye
hazır hale getirilebiliyor. Bundan sonraki aşamada alarmların
takılması da tesislerde yapılacak. Serdar Sunay, "Daha
öğrenecek çok şeyimiz var. Bilimin ve teknolojinin sonu
yok. Teknoloji geliştikçe, ihtiyaçlar gelişip değiştikçe;
beraber daha pek çok organizasyon yapacağız" diyor.
Yüzü geleceğe dönük, gelişme yolunda daha çok şey yapılması
gerektiğini düşünen her şirket gibi Boyner Grubu da
teknolojiyi takip edeceğinin, yenilik adına daha çok
şey yapacağının sinyallerini veriyor.
|