UNILEVER'LE
 
Lojistik

Lojistiğin önemine dair...
Kritik
 
50 yıldır Türkiye'de bulunan Unilever, lojistiğin önemini erken fark eden nadir şirketlerden. Lojistiğin gelişiminin de üreticilerin, perakendecilerin ve lojistikçilerin ortak hareket etmesine bağlı olduğunu düşünenlerden.

Son yıllarda ülkemize gelen yabancı şirketlerin sayısı artmaya başladı. Özellikle perakende sektöründe bu, ortaklıklar ya da yeni yatırımlar şeklinde oluyor. Ülkemize yeni gelen firmaların yanında, uzun zamandır Türkiye'de olan şirketler de var; Unilever gibi.
50 yıldır Türkiye'de bulunan Türkiye'nin değişik yerlerindeki fabrikalarıyla önemli bir istihdam sağlayan Unilever yabancı kaynaklı bir şirket olduğu için Türkiye'ye daha geç gelmekle, Türkiye'deki teknolojik gelişmeleri de erken takip etme şansına sahip oldu.
Lojistik kavramı ülkemizde oldukça yeni bir kavram. Dünyada ise çoktan oturmuş. Unilever köklü bir firma olma avantajı sayesinde lojistik kavramının önemini erken fark edenlerden. Uzun zamandır bir lojistik birimi var ve bunun faydasını da değişik kategorideki ürünleriyle hemen hemen hepimizin evine girmesiyle görmüş.
1952 yılından beri Türkiye'de bulunan ve Türkiye genelinde yaygın bir tedarik zinciri ağına sahip bulunan Unilever, bu sene 50. yılını kutluyor. Unilever Türkiye'de piyasaya ilk Sana Margarin'le girmiş. Ardından Omo, Elidor, Lüx, Dove, Becel, Komili, Calve, Knorr, Lipton, Domestos, Cif, Yumoş, Axe, Signal, Rexona gibi daha pek çok markayı tüketicinin beğenisine sunup tercih edilen markalar haline getirdi.
Nevin Gökgöz Sindel, 14 yıldır Unilever'de. Asıl mesleği bilgisayar mühendisliği. Unilever IT bölümünde sistem analisti olarak başlamış daha sonra satış bölümünde müşteri hizmetleri müdürlüğü görevini yürütmüş. Lojistikle tanışması, 94'de lojistik departmanında deterjan bölümü planlama müdürü olarak görev almasıyla başlamış. 98'den beri de gıda ve deterjan bölümlerinin lojistik müdürlüğü görevini yürütmekte.

UNILEVER, LOJİSTİĞİN ÖNEMİNİ ERKEN FARK EDENLERDEN
Nevin Gökgöz Sindel'e göre Lojistik Yönetimi demek 'bir Orkestra Şefi tarafından yönetilen arz-talep trafik akışıdır'.
Unilever Grubu'nda lojistik departmanı yaklaşık 80'li yılların başından beri var. Yani lojistiğin önemini erken fark eden şirketlerden ve Unilever 90'lı yılların ilk yarısında özellikle Depolama, Dagıtım , Depo Yönetim Sistemleri (WMS) ve Müşteri Servisi, gibi alanlardaki alt yapı ve insan yatırımlarını tamamlamış öncü firmalardan biri.
Önceden Ticari departmana bağlı bir birim olarak lojistik faaliyetleri yürütülürken 98'den bu yana da Tedarik Zinciri altında, ayrı bir departman olarak faaliyetlerini yürütüyor.
"Malın tüketiciye doğru zamanda doğru yerde ulaşması'' bizim için önemli diyen Sindel, bunu başarmak için satın alma, planlama, üretim ve satış, müşteri arasındaki koordinasyonu sağlamak bizim işimiz.
Nevin Gökgöz Sindel'e göre Türkiye'de lojistiğin önemi, hızlı tüketim pazarındaki üretici firmalar tarafından 90'lı yılların ikinci yarısında anlaşılmış durumda. Üretici firmalar 90'lı yılların 2. yarısında lojistik altyapı yatırımları yaparlarken, perakendeci firmalar bu yatırımlara 90'lı yılların sonu ve ağırlıklı olarak 2000'li yıllarda başladılar. Malın tüketiciye ulaşmasındaki diğer ayak; yani perakendeciler (toptancılar, marketler, distribütorler...) bu gelişimi daha yavaş ve geriden takip ettiler çünkü ihtiyaç yoktu.
Bunun ana nedeniyse Türkiye'de hep yüksek seviyelerde seyreden enflasyon.

LOJİSTİĞİN DEĞERİ ENFLASYONUN DÜŞMESİYLE ARTTI
Peki enflasyon, lojistiğin öneminin perakendeciler açısından kavranmasını nasıl geciktirmiş olabilir? Aslında cevap çok basit. Bir kaç yıl önceye kadar, yüzde 70-90 seviyelerinde seyreden bir enflasyon, ürünlere yaklaşık iki ayda bir gelen zamlar, piyasada bir önceki fiyattan alınan yüksek stoklar ve fiyat avantajlı stoklardan elde edilen karlardan dolayı servis pek gündeme gelmiyordu.
Enflasyonun yüzde 30'lara düşmesi, stokların azalması; marjların düşmesi ve ürünlerin hızlı sirkülasyonu servisin önemini gündeme getirdi. Perakendeciler daha iyi servis beklemeye başladı. Hem üretici firmadan parakendeci deposuna; hem de perakendeci deposundan mağazalara yapılan servis önem kazanmaya başladı. Bu da lojistiğe yatırım yapmayı gerektirdi, perakendeci firmaların lojistiğe verdiği önem arttı. Bazıları lojistik departmanlarını kurdular, bazıları da lojistik şirketleriyle çözüm ortaklığı yapmaya başladılar.

Unilever Lojistik Müdürü Nevin Gökgöz Sindel'e göre Türkiye'de lojistiğin gelişmesine en büyük katkıyı, yeni pazara giren yerli ve yabancı lojistik firmaları sağlayacak. Hem yeni lojistik şirketleri hem de perakendecilerin hizmet ihtiyacı lojistiğin değerini arttırdı. 5-8 yıl öncesine baktığımızda hem sistem hem insan hem de altyapı anlamında lojistiği daha geri planda görüyorduk. Artık bu durum değişti şimdi lojistik şirketlerin can damarı ve böyle de olmak zorunda.

LOJİSTİK UYGULAMALARI - ECR (Tüketiciye Etkin Yaklaşım Derneği)
Nevin Gökgöz Sindel Türkiye'de lojistik sektörünün 2-3 yıl içinde büyük bir sıçrayış gerçekleştireceğini ve bunun ilk sinyallerini görmeye başladıklarını belirtiyor. Üretici ve perakendeci şirketlerin kurduğu Tüketici Etkin Yaklaşım Derneği (ECR)'da düzenlenen toplantılarda "biz lojistik firmalarından neler bekliyoruz ve biz nasıl lojistik anlamında birlikte çalışırız" gibi projeler yapıldığını belirtiyor. Sindel bu çalışmaların sektörün gelişimi açısından çok önemli olduğunu ve gelecek dört beş yıla damgasını vuracagını düşünüyor.
Derneğin kuruluş aşamasında lojistik şirketleri olmamasına rağmen, üretim ve perakendeciliğin vazgeçilmezi lojistik şirketleri de bu oluşuma dahil edilmek isteniyor.

"LOJİSTİKÇİLER BİRLEŞSİN, KAYNAKLAR ETKİN KULLANILSIN"
Unilever Lojistik Müdürü'ne göre henüz lojistik kaynak kullanımı, lojistik ve dağıtım firmaları arası işbirliği istenen seviyede değil ve daha geliştirilecek çok alan var. Özellikle dönüş yükü (backhauling) bizim gibi petrole muhtaç bir ülke için çok çok önemli. "Birlikte çalışmak yani collaboration" sektörün gelişmesi için şart ve bu yapılmak zorunda.

"BOŞ ALANLAR''
"Biz halen ülkemizin kaynaklarını etkin kullanamıyoruz. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olmamıza rağmen özellikle yurtiçi deniz nakliyatı gelişmiş değil. Geliştirmemiz gereken bir başka sevk şekli de, raylı sistem. Türkiye coğrafyası buna müsait. Bizim gibi petrole muhtaç bir ülke için bu yollar çok önemli. Özellikle lojistik şirketlerinin el ele verip deniz ve demir yolunu hem ülke hem de sektörün gelişimine oldukça büyük katkı sağlayacaktır.
"Lojistik bizim için stratejik bir alan ve Türkiye'de lojistiğin gelişmesi için her türlü katkıyı yapıyoruz. Biliyoruz ki lojistikteki her türlü gelişim, raftaki bulunabilirliği arttıracak, toplam sistem maliyetini düşürecek ve tüketiciye en uygun fiyat ve kaliteyi sağlayacaktır.
"Bunu da ancak lojistik firmaları, üretici firmalar ve perakendeci firmalar birlikte çalışarak yapabiliriz."

 
Nevin Gökgöz Sindel'e göre Türkiye'de lojistiğin önemi, hızlı tüketim pazarındaki üretici firmalar tarafından 90'lı yılların ikinci yarısında anlaşılmış durumda. Üretici firmalar 90'lı yılların 2. yarısında lojistik altyapı yatırımları yaparlarken, perakendeci firmalar bu yatırımlara 90'lı yılların sonu ve ağırlıklı olarak 2000'li yıllarda başladılar.
 
"Lojistik bizim için stratejik bir alan ve Türkiye'de lojistiğin gelişmesi için her türlü katkıyı yapıyoruz. Biliyoruz ki lojistikteki her türlü gelişim, raftaki bulunabilirliği artıracak, toplam sistem maliyetini düşürecek ve tüketiciye en uygun fiyat ve kaliteyi sağlayacaktır."
 
© 2003 EKOL Uluslararası Taşımacılık A.Ş.