|
Son yıllarda ülkemize gelen yabancı
şirketlerin sayısı artmaya başladı. Özellikle perakende
sektöründe bu, ortaklıklar ya da yeni yatırımlar şeklinde
oluyor. Ülkemize yeni gelen firmaların yanında, uzun
zamandır Türkiye'de olan şirketler de var; Unilever
gibi.
50 yıldır Türkiye'de bulunan Türkiye'nin değişik yerlerindeki
fabrikalarıyla önemli bir istihdam sağlayan Unilever
yabancı kaynaklı bir şirket olduğu için Türkiye'ye daha
geç gelmekle, Türkiye'deki teknolojik gelişmeleri de
erken takip etme şansına sahip oldu.
Lojistik kavramı ülkemizde oldukça yeni bir kavram.
Dünyada ise çoktan oturmuş. Unilever köklü bir firma
olma avantajı sayesinde lojistik kavramının önemini
erken fark edenlerden. Uzun zamandır bir lojistik birimi
var ve bunun faydasını da değişik kategorideki ürünleriyle
hemen hemen hepimizin evine girmesiyle görmüş.
1952 yılından beri Türkiye'de bulunan ve Türkiye genelinde
yaygın bir tedarik zinciri ağına sahip bulunan Unilever,
bu sene 50. yılını kutluyor. Unilever Türkiye'de piyasaya
ilk Sana Margarin'le girmiş. Ardından Omo, Elidor, Lüx,
Dove, Becel, Komili, Calve, Knorr, Lipton, Domestos,
Cif, Yumoş, Axe, Signal, Rexona gibi daha pek çok markayı
tüketicinin beğenisine sunup tercih edilen markalar
haline getirdi.
Nevin Gökgöz Sindel, 14 yıldır Unilever'de. Asıl mesleği
bilgisayar mühendisliği. Unilever IT bölümünde sistem
analisti olarak başlamış daha sonra satış bölümünde
müşteri hizmetleri müdürlüğü görevini yürütmüş. Lojistikle
tanışması, 94'de lojistik departmanında deterjan bölümü
planlama müdürü olarak görev almasıyla başlamış. 98'den
beri de gıda ve deterjan bölümlerinin lojistik müdürlüğü
görevini yürütmekte.
UNILEVER,
LOJİSTİĞİN ÖNEMİNİ ERKEN FARK EDENLERDEN
Nevin Gökgöz Sindel'e göre Lojistik Yönetimi demek 'bir
Orkestra Şefi tarafından yönetilen arz-talep trafik
akışıdır'.
Unilever Grubu'nda lojistik departmanı yaklaşık 80'li
yılların başından beri var. Yani lojistiğin önemini
erken fark eden şirketlerden ve Unilever 90'lı yılların
ilk yarısında özellikle Depolama, Dagıtım , Depo Yönetim
Sistemleri (WMS) ve Müşteri Servisi, gibi alanlardaki
alt yapı ve insan yatırımlarını tamamlamış öncü firmalardan
biri.
Önceden Ticari departmana bağlı bir birim olarak lojistik
faaliyetleri yürütülürken 98'den bu yana da Tedarik
Zinciri altında, ayrı bir departman olarak faaliyetlerini
yürütüyor.
"Malın tüketiciye doğru zamanda doğru yerde ulaşması''
bizim için önemli diyen Sindel, bunu başarmak için satın
alma, planlama, üretim ve satış, müşteri arasındaki
koordinasyonu sağlamak bizim işimiz.
Nevin Gökgöz Sindel'e göre Türkiye'de lojistiğin önemi,
hızlı tüketim pazarındaki üretici firmalar tarafından
90'lı yılların ikinci yarısında anlaşılmış durumda.
Üretici firmalar 90'lı yılların 2. yarısında lojistik
altyapı yatırımları yaparlarken, perakendeci firmalar
bu yatırımlara 90'lı yılların sonu ve ağırlıklı olarak
2000'li yıllarda başladılar. Malın tüketiciye ulaşmasındaki
diğer ayak; yani perakendeciler (toptancılar, marketler,
distribütorler...) bu gelişimi daha yavaş ve geriden
takip ettiler çünkü ihtiyaç yoktu.
Bunun ana nedeniyse Türkiye'de hep yüksek seviyelerde
seyreden enflasyon.
LOJİSTİĞİN
DEĞERİ ENFLASYONUN DÜŞMESİYLE ARTTI
Peki enflasyon, lojistiğin öneminin perakendeciler açısından
kavranmasını nasıl geciktirmiş olabilir? Aslında cevap
çok basit. Bir kaç yıl önceye kadar, yüzde 70-90 seviyelerinde
seyreden bir enflasyon, ürünlere yaklaşık iki ayda bir
gelen zamlar, piyasada bir önceki fiyattan alınan yüksek
stoklar ve fiyat avantajlı stoklardan elde edilen karlardan
dolayı servis pek gündeme gelmiyordu.
Enflasyonun yüzde 30'lara düşmesi, stokların azalması;
marjların düşmesi ve ürünlerin hızlı sirkülasyonu servisin
önemini gündeme getirdi. Perakendeciler daha iyi servis
beklemeye başladı. Hem üretici firmadan parakendeci
deposuna; hem de perakendeci deposundan mağazalara yapılan
servis önem kazanmaya başladı. Bu da lojistiğe yatırım
yapmayı gerektirdi, perakendeci firmaların lojistiğe
verdiği önem arttı. Bazıları lojistik departmanlarını
kurdular, bazıları da lojistik şirketleriyle çözüm ortaklığı
yapmaya başladılar.
Unilever Lojistik Müdürü Nevin Gökgöz
Sindel'e göre Türkiye'de lojistiğin gelişmesine en büyük
katkıyı, yeni pazara giren yerli ve yabancı lojistik
firmaları sağlayacak. Hem yeni lojistik şirketleri hem
de perakendecilerin hizmet ihtiyacı lojistiğin değerini
arttırdı. 5-8 yıl öncesine baktığımızda hem sistem hem
insan hem de altyapı anlamında lojistiği daha geri planda
görüyorduk. Artık bu durum değişti şimdi lojistik şirketlerin
can damarı ve böyle de olmak zorunda.
LOJİSTİK
UYGULAMALARI - ECR (Tüketiciye Etkin Yaklaşım Derneği)
Nevin Gökgöz Sindel Türkiye'de lojistik sektörünün 2-3
yıl içinde büyük bir sıçrayış gerçekleştireceğini ve
bunun ilk sinyallerini görmeye başladıklarını belirtiyor.
Üretici ve perakendeci şirketlerin kurduğu Tüketici
Etkin Yaklaşım Derneği (ECR)'da düzenlenen toplantılarda
"biz lojistik firmalarından neler bekliyoruz ve
biz nasıl lojistik anlamında birlikte çalışırız"
gibi projeler yapıldığını belirtiyor. Sindel bu çalışmaların
sektörün gelişimi açısından çok önemli olduğunu ve gelecek
dört beş yıla damgasını vuracagını düşünüyor.
Derneğin kuruluş aşamasında lojistik şirketleri olmamasına
rağmen, üretim ve perakendeciliğin vazgeçilmezi lojistik
şirketleri de bu oluşuma dahil edilmek isteniyor.
"LOJİSTİKÇİLER
BİRLEŞSİN, KAYNAKLAR ETKİN KULLANILSIN"
Unilever Lojistik Müdürü'ne göre henüz lojistik kaynak
kullanımı, lojistik ve dağıtım firmaları arası işbirliği
istenen seviyede değil ve daha geliştirilecek çok alan
var. Özellikle dönüş yükü (backhauling) bizim gibi petrole
muhtaç bir ülke için çok çok önemli. "Birlikte
çalışmak yani collaboration" sektörün gelişmesi
için şart ve bu yapılmak zorunda.
"BOŞ
ALANLAR''
"Biz halen ülkemizin kaynaklarını etkin kullanamıyoruz.
Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olmamıza rağmen
özellikle yurtiçi deniz nakliyatı gelişmiş değil. Geliştirmemiz
gereken bir başka sevk şekli de, raylı sistem. Türkiye
coğrafyası buna müsait. Bizim gibi petrole muhtaç bir
ülke için bu yollar çok önemli. Özellikle lojistik şirketlerinin
el ele verip deniz ve demir yolunu hem ülke hem de sektörün
gelişimine oldukça büyük katkı sağlayacaktır.
"Lojistik bizim için stratejik bir alan ve Türkiye'de
lojistiğin gelişmesi için her türlü katkıyı yapıyoruz.
Biliyoruz ki lojistikteki her türlü gelişim, raftaki
bulunabilirliği arttıracak, toplam sistem maliyetini
düşürecek ve tüketiciye en uygun fiyat ve kaliteyi sağlayacaktır.
"Bunu da ancak lojistik firmaları, üretici firmalar
ve perakendeci firmalar birlikte çalışarak yapabiliriz." |