Hizmet Alanlar ve Sağlayanlar için Zorunluluk
 
Analiz

Bütünleşik Çözüm Modeli
 
 
Tedarikçi ve müşteri bütünleşik dış kaynak kullanımı konusunda bir iş modeli oluşturmak zorunda. Bunun için de geleneksel "maliyet odaklı iş yapmanın" yerini "fayda odaklı iş yapma" alıyor.

KRİTİK KARAR
CLM, lojistiği şöyle tanımlıyor: "Lojistik, müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere, hammaddelerin başlangıç noktasından ürünün tüketildiği son noktaya kadar olan tedarik zinciri içindeki malzemelerin, servis hizmetlerinin ve bilgi akışının etkili ve verimli bir şekilde her iki yöne doğru hareketinin ve depolanmasının planlanması, uygulanması ve kontrol edilmesidir."
CLM'in belirlediği lojistik tanımına bakarsak, tedarik zincirinin her halkasının özünde aynı hedefe yönelik olarak birbirinden farklı fonksiyonlar içerdiğini görebiliriz.
Lojistik hizmet alan ve veren cephesinden konuyu incelediğimizde, en kritik karar noktasının bütünleşik olarak belli hizmetlerin 3PL şirketlerinden satın alınması ya da tedarik zinciri süreçlerinin parçalara bölünerek, her parçanın en ucuz fiyatı veren tedarikçiden sağlanması tercihinde oluştuğunu söylemek mümkün.
Bu tespitin özünü oluşturan iki ayrı yaklaşımı, öncelikli olarak tek tek ele alarak incelemekte fayda var.

TEDARİK ZİNCİRİNİN PARÇALARA BÖLÜNMESİ
Bu yaklaşımın temelini maliyet odaklı bakış oluşturuyor.
Hammaddenin başlangıç noktasından, ürünün tüketildiği son noktaya kadara, taşıma, depolama, katma değer hizmetleri gibi bir çok farklı hizmet var. Bu yaklaşımda amaç süreci parçalara ayırarak, her bir parça için ayrı ihaleye çıkmak ve en ucuz fiyat veren tedarikçi ile çalışmak. Bu sayede sürecin her bir parçasında maliyet minimizasyonu sağlayarak toplamda en düşük maliyeti yakalamak.
Lojistik hizmet verenler cephesinden bu yaklaşımı benimseyenlere bakıldığında, tedarik zincirinin tüm süreçlerinin ayrı ayrı kar merkezleri olarak görüldüğünü söylemek mümkün. Sistemi parçalar halinde satmak, parçaların her birinin tek tek kendi içindeki dinamikleri ölçüsünde, karını maksimize ederek toplamda en yüksek karı yakalamak, bu yaklaşımda hizmet verenler cephesindeki olgu.

TÜM TEDARİK ZİNCİRİ SÜREÇLERİNİN BÜTÜNLEŞİK
OLARAK ELE ALINMASI

Tedarik zinciri süreçlerinin parçalara bölünmesinin özünü, maliyet odaklı yaklaşım oluşturuyordu. Tüm tedarik zinciri süreçlerinin bütünleşik olarak 3PL şirketlerden alınmasının özünü ise fayda odaklı bir yaklaşım oluşturuyor.
CLM'in tanımındaki ilk sözlerde ifade edildiği biçimde lojistiğin, müşterinin ihtiyaçlarını karşılamak noktasından hareketle irdelenmesini savunan bu yaklaşım, zincirin halkalarının bütünleşik olarak ele alınması gerekliliği üzerine kurulu.
Bu bağlamda en temel sav, birbirinden ayrı değerlendirilen süreçlerde, süreçlerin birinden diğerine geçişte yaşanan problemlerin toplamda faydadan çok karmaşa ve kopukluk yaratması.
Taşıma, depolama, sipariş hazırlama gibi süreçlerdeki kopukluk toplamda, kalite, müşteriye odaklanma, kontrol konularında yarattığı dezavantajlarla giderilmesi oldukça pahalı indirekt hatalara yol açmakta.
Bu da genel toplamda her bir ürün üzerindeki lojistik maliyetin artmasına yol açıyor. Lojistiğin odak noktasını, hizmet alan kuruluşun hedeflerini gerçekleştirmeye yönelik olarak temel iş alanı dışında kalan faaliyetleri yönetmek olarak belirleyen bu yaklaşım, bütünleşik çözüm üreterek süreçlerin birbirine entegre edilmek suretiyle yaratılacak sinerjinin, hizmet alan kuruluşun iş hedeflerine giden yolda çok önemli bir destek olduğunu savunuyor.
Pazardaki aktüel durum incelendiğinde, genel olarak birinci yaklaşımla oluşturulmuş projelerin hakim olduğu göze çarpıyor. Ancak hızla gelişen lojistik sektöründe vizyoner şirketler sayesinde, yeni açılımlar çok kısa zamanda sektör standartı haline gelebiliyor.

EKOL DİYOR Kİ...
Lojistiğe hizmeti alan ve veren cephesinden bakmakta fayda var. Hizmeti alanlar cephesinde, olması gereken ve mevcut durumu irdelemek gerekli. Olması gereken boyut itibariyle bütünleşik olarak belli hizmetlerin dış kaynak kullanılarak, üçüncü parti lojistik şirketlerinden satın alınması söz konusuyken, pratikte baktığımızda, ağırlık olarak uygulamanın aslında tedarik süreci zinciri sürecinin parçalar halinde bölünüp, bu her bir parça için "en ucuz fiyat ile bu hizmet nasıl sağlanır" diye bir yaklaşım var. Burada aslında hizmet alan kuruluşların olayın bütününden kopup sadece maliyet odaklı bakmaları, süreçte ayırdıkları her zincirin halkasının aslında kendileri için aynı zamanda bir problem kaynağı oluşturduğunu göz ardı etmeleri söz konusu.
Burada hizmetin çerçevesinin tanımlanıp hizmet veren firmalardan aslında bütününün uygun koşullarda alınmasının faydalarını sıralamaya gerek yok sanıyorum. Bu, herkesin kabul ettiği bir gerçek. Hizmet alanların bu yaklaşımı hizmet verenler tarafından da piyasa ve rekabet koşulları çerçevesinde doğru yorumlanmadığı zaman, ortaya aslında daha karmaşık bir yapı ortaya çıkmakta. Çünkü hizmet verenlerle hizmet alanların parçalar halinde almaya çalıştığı hizmetlere tanımlandığı şeklinde talip olmaları halinde, kendileri de aslında başarısızlığı bir anlamda daha işe başlarken kabul ederek başlıyor diye değerlendirilebilir.
Hizmet alan firmaların tedarikçisi; yani hizmet veren şirket ile aslında iş modelinin oluşturulması gerekir. Hizmet alan şirket bütünleşik çözüm hizmeti veren bir firmadan hizmet almak yerine, çoğunlukla bu sürecin parçalara ayrılarak A firmasından bir ürünün nakliyesi isteniyor. B firmasından depolanması isteniyor. C firmasından bu ürünün promosyona göre özel olarak paketlenmesi isteniyor. D firmasından bayilerden gelen siparişlere göre depolanması siparişin hazırlanması isteniyor... Bu süreçte her oluşturulan yeni parça birinden diğerine geçerken bir problem oluşturuyor.
Her halkadaki en düşük fiyatı aramak yerine toplam kesimdeki ekonomi, kalite ve müşteriye odaklanmayı şu anda hizmet verenler tarafından yapılması gereken, atılması gereken adım olarak görüyorum.
Hizmet verenler tarafından ise; böyle bir olayda müşteri talepleri doğrultusunda bütünleşik bir çözüm, bir hizmet sunabilmek için, işin üretim noktasından nihai tüketiciye kadar giden zinciri üretebilmesi için hizmet veren firmaların birçok konuda kendilerini geliştirmeleri gerekir.
Örneğin, teknolojik anlamda olayları daha rekabetçi ve kaliteli nasıl sürdürebileceklerini sürekli araştırıyor olmaları gerekiyor. Bu bağlamda hizmet veren firmaların bu işin bütününü yaparken nasıl bir altyapı kurmaları gerektiğini, nasıl bir teknoloji kullanacaklarını bilmeleri çok önemli.
Hizmet veren firmaların teknolojik altyapının yanı sıra bilgi teknolojilerini de çok iyi kullanarak, sürecin akışı içinde bu süreç bilgilerini, hizmet alan firmalara onların istediği şekliyle sunabilecek bilgi teknolojisi altyapısına sahip olması bütünleşik hizmet sunabilmek bakımından çok önemli.

 
Taşıma, depolama, sipariş hazırlama gibi süreçlerdeki kopukluk toplamda, kalite, müşteriye odaklanma, kontrol konularında yarattığı dezavantajlarla giderilmesi oldukça pahalı indirekt hatalara yol açmakta.
 
 
© 2003 EKOL Uluslararası Taşımacılık A.Ş.