|
Yaşamakta olduğumuz çağ, bilgi teknolojilerinde
çok hızlı gelişmelere sahne olmaktadır. Küreselleşme
sürecinin altyapısını da bilgi teknolojilerindeki bu
hızlı gelişmeler hazırlamıştır. Bugün Dünyanın çok farklı
yörelerinde yaşayan milyonlarca birey ve kurum çok etkin
ve süratli iletişim olanakları sayesinde ve özellikle
İnternet arcılığıyla iletişim sayesinde milyonlarca
birey ve kuruma kolayca ulaşarak, mal, hizmet ve bilgi
alışverişi yapabilmektedir. Küreselleşme süreciyle yaşanan
yoğun ve dinamik bilgi ortamı yepyeni bir ekonomik yapının
da hızla gelişmesine neden olmuştur. "Yeni Ekonomi"
adı verilen bu yeni yapıyı oluşturan kavramlar bilgi
teknolojisi, sinerji ve yeni dinamiklerdir.
Günümüzde hemen her konuda, gerek ulusal gerekse uluslararası
platformda çok yoğun bir rekabet yaşanmaktadır. Dünyada
hemen tüm sektörlerde üretim fazlası bulunmaktadır.
Zira benzer teknolojileri kullanarak herkes her şeyi
yapabilir hale gelmiştir. Ürünlerin kalitesi arasında
önemli farklılıklar olmadığında, satın alma kararlarında
fiyat, belirleyici bir rol oynamaktadır. Çağımız şirketleri
ürettikleri ürünlerin kalitesinden ödün vermeden, maliyetleri
düşürmeye ve müşteri memnuniyeti artırmaya çalışarak
yoğun rekabet yaşanan pazarlarda varlıklarını sürdürmeye
çalışmaktadırlar. Böyle bir ekonomik yapı içinde de
şirketler sürekli olarak yaratıcı olmak ve dolayısıyla
yeni alternatifler bulmak zorundadırlar.
Bu yeni ekonomik yapı içinde şirketlerin, maliyetlerin
azaltılması ve müşteri memnuniyetinin sağlanması konularına
odaklanmaları lojistiğin önem kazanmasına neden olmuştur.
Özellikle üretici şirketler başta olmak üzere, günümüz
şirketleri ana faaliyetleri dışında kalan tedarik zinciri
içindeki, tedarik, taşıma, depolama, elleçleme, paketleme,
stok, dağıtım gibi birçok faaliyeti başka firmalara
yaptırarak (outsourcing) kendi ana faaliyet konuları
olan üretime daha fazla zaman ayırabilmektedirler. Bir
başka deyişle, bu sayede hem üretim sürecinde yaratıcılık
ve kalite konularına daha fazla zaman ayırmakta hem
de maliyetlerini azaltabilecek olanaklara kavuşmaktadırlar.
Herhangi bir konuda ne zaman hızlı bir değişim yaşansa,
ortaya konuyla ilgili birçok terim ve tanım çıkmaktadır.
Bu "LOJİSTİK" için de geçerlidir. İşletme
Lojistiği, Fiziki Dağıtım, Malzeme Yönetimi, Dağıtım
Mühendisliği, Lojistik Yönetimi ve Tedarik Zinciri Yönetimi
aynı konu (Lojistik) için kullanılan terimlerden bazılarıdır.
Lojistik bir malın, ürünün, hizmetin veya bilginin,
yapıldığı, yetiştiği veya üretildiği yerden kullanıldığı
veya tüketildiği son noktaya kadar olan hareketine bağlı
olarak gereken birçok fonksiyonu ifade eder. Söz konusu
hareket doğru zamanda, doğru yere ve en ekonomik bir
biçimde olmalıdır. CLM (Council of Logistics Management)
Lojistiği şöyle tanımlamıştır: "Müşterilerin gereksinmelerini
karşılamak üzere her türlü ürün, hizmet ve bilgi akışının,
hammaddesinin başlangıç noktasından, ürünün tüketildiği
son noktaya kadar olan hareketinin, etkili ve verimli
bir biçimde planlanması, uygulanması, taşınması, depolanması
ve kontrol altında tutulması yöntemidir" .
Lojistik ilk defa askeri konularla ilgili problemlerde
kullanılmıştır. 1905'de, ABD'li binbaşı Chauney B. Baker
bir yazısında, Lojistiği " Savaş sanatının, orduların
hareketi ve gereksinimlerinin tedariki ile ilgili dalına
Lojistik denir" şeklinde ifade etmiştir. İkinci
Dünya Savaşı sırasında silahlı kuvvetlerin ihtiyacı
olan malzemelerin zamanında ve doğru yerde bulunabilmesi
için lojistik modelleri ve sistem analizi yaklaşımı
kullanılmıştır.
Lojistiğin temelinde müşteri tatmini vardır. Lojistik
faaliyetlerde bir lojistik stratejisi geliştirip uygulamadan
önce müşteri ihtiyaçlarının çok iyi incelenip anlaşılması
gerekir. Müşteri hizmetleri, bir kurumun lojistik sisteminin
en önemli ürünlerinden biridir.
Biraz daha farklı bir açıdan lojistik, bir ürün veya
hizmetin başlangıç noktasından müşteriye ulaşıncaya
kadar olan hareketi sırasında yarar sağlayan çeşitli
faaliyetlerin sistematik yönetimidir. Buradaki yarar
genellikle, imal edilmesi ve kullanıcısına ulaştırılması
gereken elle tutulabilir bir madde (mal) şeklindedir.
Bazen de bu yarar, elle tutulabilme özelliği olmayan
veya hizmet olarak nitelendirilen bir şekilde karşımıza
çıkar. Hizmet de üretilmeli ve nihai tüketiciye sunulmalıdır.
Ancak lojistik sadece maddelerin taşınmasından çok daha
fazlasını ifade eder. Yarar kavramı, mal ve hizmet dışındaki
zamanlama, miktar, destek sistemleri, yer ve maliyet
gibi unsurları da içerir. Böylece lojistiğin temel tanımı
yapılmaya çalışılırsa, lojistik, müşteri ihtiyaçlarını
tatmin edebilmek için doğru yararların doğru müşteri
için, bu müşteri tarafından arzu edilen miktar ve koşullarda,
müşterinin bunları istediği yer ve zamanda ve bunlar
için ödemeyi kabul ettiği fiyatla sunan sürekli bir
prosestir. Bu kavramlar kar amaçlı organizasyonlara
uygun olduğu gibi kar amacı olmayan organizasyonlar
için de geçerlidir ( örneğin, askeri organizasyonlar).
Lojistik, hammaddelerin bitmiş ürün haline dönüşmesi
ve tüketiciler için bir değer ifade edecek noktaya gelmesi
sürecinde birçok kez tekrarlanan fonksiyonel faaliyetlerin
bir bütünüdür. Hammaddeler, üretim ve satış bölgeleri,
doğal olarak aynı yerlerde bulunmadıkları için, lojistik
faaliyetler, bir ürün tüketiciye ulaşıncaya kadar, birçok
kez tekrarlanır. Hatta, kullanılan ürünlerin lojistik
kanallarındaki geri dönüşümü sırasında bir kez daha
tekrarlanır.
Lojistiğin, ürünlerin kazanıldıkları noktadan tüketiciye
kadar olan hareketinin yönetimi olduğu düşünülmesine
rağmen, birçok firma için aynı zamanda tersine bir lojistik
kanalının da yönetilmesi gerekir. Lojistik bakış açısından,
bir ürünün ömrü o ürünün tüketiciye ulaşmasıyla sona
ermez. Kullanılmaz hale gelen, modası geçmiş, hasarlı
veya fonksiyonunu yitirmiş ürünler, onarılmak veya elden
çıkarılmak için kaynak noktalarına geri dönerler. Tersine
lojistik kanalı ileri doğru (forward) lojistik kanalının
tamamını veya bir kısmını kat edebilir veya yeni bir
kanal geliştirilebilir. Tedarik zinciri bir ürünün nihai
tüketimiyle sona erer.
Son yıllarda, küreselleşmenin ve zaman zaman yaşanan
ekonomik krizlerin de etkisiyle, lojistik hizmetlere
olan talep önemli derecede artmıştır. Lojistik sektörü,
dünyada ve Türkiye'de, hızlı bir gelişme içinde olan
az sayıda sektörden biridir. Bugün dünya ekonomisinde
ülkelerin lojistik faaliyetler için yapmış oldukları
harcamaların GSMH içindeki payı yüzde 1,5-2 civarındadır.
Lojistik sektöründe dış kaynak kullanımı ise, ülkelerin
gelişmişlik düzeylerine bağlı olarak, yüzde 10 ile 30
arasında değişmektedir. Lojistik pazarı Avrupa'da yıllık
yüzde 7-10, Kuzey Amerika'da yüzde 15, Asya'da ve Türkiye'de
ise yüzde 20'lik bir büyüme hızına sahiptir. ABD'de
lojistik sektörünün GSMH içindeki payı yüzde 12'dir.
Türkiye'de ise bu pay yüzde 1,5 civarındadır. Halen
Türkiye'de lojistik hizmetlerin yaklaşık yüzde 30'u
lojistik hizmet sağlayıcı şirketler tarafından, yüzde
70'i ise şirketlerin kendi yapıları içindeki bölümler
tarafından yapılmaktadır. Önümüzdeki birkaç yıl içinde,
lojistik sektörüne yapılacak yatırımların artması ve
lojistik hizmet sağlayıcısı şirketlerin gelişmesiyle,
bu oranların büyük ölçüde değişmesi beklenmektedir.
Zira özellikle son yıllarda uluslararası yük taşımacılığı
sektörü çok büyük bir değişim içindedir. Bu değişimin
en önemli nedeni ülkemizin Avrupa ülkeleri ile Gümrük
Birliği'ne girmesi neticesinde taşıma talebi yaratanların
değişen talepleri olmuştur. Artık taşıtan firmalar mallarının
sadece iki nokta arasında taşınmasını değil; depolanması,
gümrüklenmesi, elleçlenmesi, ambalajlanması ve gereksinimlere
göre dağıtılmasını da talep etmektedirler. Bu da lojistik
hizmetlerin önemini giderek artırmaktadır.
Türkiye'nin batısında dünya ticaretinin % 40'ının yapıldığı
ve dünya nüfusunun %7'sinin yaşadığı Avrupa, doğusunda
ise dünya ticaretinin %5'inin yapıldığı ve dünya nüfusunun
%50'sinin yaşadığı Asya yer almaktadır. Türkiye'nin
bulunduğu bölgede 350 milyon civarında bir nüfus vardır.
Bu ülkelerin hepsi pazar ekonomisine yeni giren veya
uzun süredir pazar ekonomisinde olmasına rağmen küçük
ülkelerdir. Oysa ki pazar ekonomisi deneyimli Türkiye
aynı zamanda büyük bir ülkedir. Ülkemizin üç tarafı
denizlerle çevrili ve liman yapmaya elverişli bir altyapı
mevcut. Kara taşımacılığında önemli bir filoya sahibiz.
Önemli boyutta bir insan kaynağımız var.
Türkiye, gerek dünya coğrafyası üzerindeki konumu, gerek
genç ve dinamik nüfusu ve gerekse lojistik sektörüne
verilen önem ve yatırımlar sayesinde lojistik hizmetlerde
dünyada önemli bir merkez, bir üs durumuna gelebilecek
bir potansiyele sahiptir. Türkiye Batı'dan Asya'ya önemli
bir köprü oluşturmaktadır. Dolayısıyla lojistik sektöründeki
maliyetler arasında en büyük öneme sahip olan zaman
açısından da büyük önem taşımaktadır. Türkiye, uluslararası
büyük lojistik firmaları için de cazip bir pazar konumundadır.
Ekonomik krizin atlatılması, Irak'taki savaşın sona
ermesi ve özellikle de Ortadoğu'da barış ve istikrarın
tesisi halinde, Türkiye'nin bu konudaki önemi çok daha
artacaktır.
Türkiye coğrafi konumu itibariyle dünyada önemli bir
lojistik üs olabilecek nitelik ve avantajlara sahip
olmasına rağmen, sektörün Türkiye ekonomisi içindeki
yeri henüz çok iyi anlaşılamamış bir durumdadır ve yasalardaki
yetersizlik ve sağlıklı bir planlama yapılamaması nedeniyle
zaman kaybedilmektedir. Bugün, birçok limanımız olmasına
rağmen uluslararası ölçekte büyük bir limanımız yoktur.
Örneğin, Rotterdam limanındaki ticari etkinlik bugün
Hollanda ekonomisinin %12-13'ünü oluşturuyor. 2000 yılı
verilerine göre, limanın toplam büyüklüğü 10.500 hektar
(Haydarpaşa limanı 320.000 metrekare, İskenderun limanı
750.000 metrekare, Mersin Limanı 994.000 metrekare).,
toplam liman uzunluğu 40 km., siloların toplam hacmi
1.150.000 metre küp, toplam yakıt tankı kapasitesi 33
milyon metreküp ve limanda, çeşitli amaçlar için kullanılan
toplam vinç sayısı ise 385. 2000 yılında Rotterdam limanına
gelen ve giden kargoların toplamı 322.072.000 metrik
ton, konteyner hacmi 6.275.000 TEU'dur (20 feetlik konteyner
karşılığı). Ayrıca limanlar arası taşıma olanakları
oldukça yetersizdir.
|