Ekol’ün lojistik sektörüne bakışını anlatır mısınız?
Fatih Göçmen: Lojistik teknik olarak bakarsanız çok ilginç bir sektör. Dolayısıyla iletişimini yaparken de diğer sektörlerden farklı yaklaşmanız gereken bir endüstri. Bizler yani iletişimciler açısından bu keyifli bir durum. Çünkü, bizler, bu sektörün iletişimcileri henüz keşfedilmemiş ve yeni yapılanan bir alan için oldukça yaratıcı çözümler çıkarmak konusunda kendimizi özgür hissediyoruz. Burada bizim Ekol olarak lojistiğe bakış açımızı temel olarak tanımlamak gerekirse: Biz bu işe tek kelimeyle sahip çıktık, o kelime de “destek”. Bizim için lojistik işinde müşteriyle yürütülen bir kader birliği söz konusu. Diğer bir çok sektörün aksine müşterinin sadece arzusunu tatmin etmek yetmiyor, ciddi bir iş ortaklığı kurmanız gerekiyor. Kendi iletişim çalışmalarımızda da bu yaklaşımı çok önemsediğimizi söylemeliyim.
Banu Aydoğan Yüksel: Müşterimize verdiğimiz “destek”le birlikte biz, aynı zamanda lojistiğe “doğru zamanda doğru yerde olmak” tanımını da yüklemiş bir firmayız. Ekol olarak, lojistiğini üstlendiğimiz ve iş ortaklaığı yaptığımız müşterilerimize çözümler üretiyoruz. “Biz sizin yerinize düşünürüz; size maliyet ve zaman tasarrufu sağlarız. Siz sadece core business’ınıza odaklanın” diyoruz.
Siz Ekol’lü iletişimciler olarak Ekol’ü nasıl tanımlıyorsunuz?
BA: Ekol 1990 yılında kurularak sektöre adım attıktan sonra 2003 yılında birbiri ardına yaptığı hamlelerle markalaşma yolculuğuna start vermiş bir firma. Özellikle ülkemiz için kriz, ekonomik istikrarsızlık ve küçülme yılları olarak kabul edilen 1998-2002 yılları arasındaki dönemde Ekol dev yatırımların altına imzasını attı. Bunların içinde teknolojik depo yatırımları, yük takip sistemi ve ürün takip sistemi gibi yatırımlar yer aldı. Dünyanın en gelişmiş tesislerinden biri olarak kabul edilen Ekol Hadımköy Lojistik Center’a da burada ayrıca dikkat çekmekte fayda var. 2002 yılının son çeyreği ile beraber Türkiye genelinde şubeleşme, teknolojik ve lojistik altyapıya büyük yatırım, 22 milyon Euro’luk yeni araç ve teknoloji yatırımları gerçekleştirdik.
FG: Bunun yanısıra, Unok’un tamamını satın alarak ilk defa iki tane yüzde yüz sermayeli iki şirketi birleştirdik. Bu konuda bana göre en büyük başarı ise bir yıldan daha kısa bir sürede iki kurum arasındaki teknik entegrasyonun yanısıra kültürel entegrasyonu da sağlamayı başarmış olmamızdır. Sonuca giden yolda CEO’muz Mehmet Nalbantoğlu’nun daha önce iki şirket birleşme sürecinin mimarı olmasının çok büyük katkısı olduğunu da söylemeden geçemem.
BA: İnsan kaynaklarında yeniden yapılandırmaya gittik. Ekol “Air&Ocean”ı yeni bir organizasyonla hayata geçirdik. Bunlar sayabileceğimiz hamlelerimizden sadece birkaçı... Ayrıca, kurduğumuz katma değerli servislerle müşterilerinin rekabet gücünü artıran bir firma olduğumuzu gösterdik.
Ekol’ün iş yaklaşımı ve müşterilerle ilişkisi nasıl?
BA: Ekol Lojistik müşterilerine iş ortaklığı teklif eden bir şirket. Ekol Lojistik olarak yaptığımız, müşterilerimiz ve onların kendi müşterilerinin memnuniyeti için projeler üretmek. Biz kendi konumlamamızı proje firması olarak yapmayı uygun buluyoruz. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını anlayıp, ne tür iş modelleri üretebileceğimize karar verip, onlara katma değer yaratacak çözümler ve hizmetler sunmaya çalışıyoruz. Bu bağlamda da dediğimiz gibi destek veriyoruz aslında... Ekol Lojistik kendisini destek, fayda ve maksimum hizmet gibi kelimelerle tanımlıyor.
FG: Burada müşterinin koyduğu iş hedeflerine gittiği yolda biz onların omuzlarındaki yükü paylaşıyoruz. Müşterilerimizin kendi koyduğu iş hedeflerinde, pazarlama ve satış gibi kendi yürütmeleri gereken temel fonksiyonlara odaklanmalarını sağlamayı amaçlıyoruz. Dolayısıyla, diğer tüm operasyonel süreçleri üstleniyoruz. Kendi işlerinde verimli olmalarını sağlamaya yardımcı oluyoruz. Bunu yaparken de müşterilerimizle çok şeffaf bir ilişki kurmaya özen gösteriyoruz. Bütün süreçleri birlikte planlıyoruz. Müşterilerimizle birlikte yeni iş modelleri geliştirip, ortak hedeflerimize ulaşmamızı sağlayacak en kısa yolu birlikte çiziyoruz.
Peki bu amaçla ne gibi iletişim çalışmaları yapmayı planlıyorsunuz?
FG: Biz iletişim çalışmalarımıza başlarken birçok farklı ajansla görüştük. Bu görüşmelerimiz sonucunda, kendi içerisinde çok farklı renkleri barındıran lojistik sektörünün “gri” yani renksiz bir sektör olarak algılandığını fark ettik.
Peki ajanslar haksız mı?
FG: Hayır, ajanslar haksız değil çünkü, lojistik sektörü henüz çok yeni bir sektör. Kendisini ifade etme fırsatını bulabilmiş ve renkli dünyasını kamuoyuyla paylaşmaya vakti olmuş bir sektör değil. Kendi iletişim jargonlarından sıyrılmış, herkese kendisini açmayı başarmış da değil.
Öyleyse siz nasıl ilerlemeyi planlıyorsunuz?
FG: Biz öncelikle iletişim çalışmalarımızı birlikte yürüteceğimiz ajanslara kendimizi açtık ve sonrasında onların değerlendirmelerini dikkatle dinledik. Farkettiğimiz temel nokta şu oldu: Lojistik sektörü dışarıdan “gri”, ancak içerisine girilince çok aktif, teknolojik, hızlı ve renkli bir sektör. Biz de lojistiğin bu renkli yüzünü ön plana çıkatmayı ve insanlara lojistiği bu yönleriyle fark ettirmeyi düşündük. Bütün iletişim çalışmalarımızı da bu anlayış üzerine oturttuk. Bu yönde ilerlemeyi planlaıyoruz.
BA: Elbetteki iletişim çalışmalarımız sadece ajanslarla sınırlı kalmış bir çerçevede değerlendirilemez. Kendi içimizde yürüteceğimiz iletişim çalışmalarımızda ve iletişim planlarında, sektörde farklılık yaratacak projeleri, lansmanları sunmayı, Ekol ve sektör için katma değer yaratacak sorumlulukları vurgulamayı, kendimizi en iyi şekilde anlatacağımız mecralarda yer almayı uygun görüyoruz.
Bu çalışmalardan bahseder misiniz?
FG: Şöyle, biz lojistik sektörünü dış dünya ile iletişime geçirebilmek için herkesin bildiği bir figürden yola çıkmaya karar verdik. Bu figür de Alaattin. Hepimizin “sihirli lambası”ndan yakından tanıdığı Alaattin’den yola çıktık. Alaattin bir çizgi roman kahramanı. Biz kendisinin torunu Alaateen ile lojistik kavramını anlatacağız. Açıkçası, başta söylediğim gibi, yaratıcılığımızı kullanmamıza izin veren bir sektör lojistik ve biz bu imkanı kullanıyoruz. Bizi ve lojistiği çizgi roman kahramanımız üzerinden anlatmaya başlayacağız. Burada bir hikayemiz var. Ancak o hikayeden önce lojistiğin hikayesine bakmak gerekiyor. Bu kurguladığımız iletişim çalışmalarına hem lojistiğin, hem’de Ekol’ün hikayesini anlatarak başlayacağız. Çünkü Ekol olarak bizim hedefimiz Pazar payımızı genişletmek değil, pastayı büyütmek. Her zaman bu stratejiyi benimsiyoruz. Dolayısıyla markalaşma çalışmalarında, iletişim çalışmalarında da ilk hedef olarak bunu gözettik.
BA: Markalaşma çalışmaları derken, şu anda yürüttüğümüz tüm kurumsal kimlik çalışmalarından, az önce saydığımız “Alaatteen” gibi yeni konseptlerden ve iletişim planlarımızın bütününden bahsediyoruz. Bunları da bir moda ya da entellektüellik örtüsü olarak değil; “Kişiliği olan marka” çalışması olarak görüyoruz. Bu önemli; çünkü artık markalar sadece ülkeler için değil, şirketler için de ekonominin olmazsa olmazlarından... Bildiğimiz gibi, çoğu kez şirketlerin marka değerleri, sayılabilir fiziki değerlerinden çok daha yüksek oluyor ki; işte burada markalaşma deyince de akla pazarlama iletişimi geliyor. Pazarlama iletişimde de müşteri ve tüketicinin zihnini fethetmenin yolu “farklılaşma”dan geçiyor. Son yıllarda gerek yazılı, gerekse görsel basında geçmişe oranla lojistik sektörüne daha fazla yer verilse de, yine de henüz ne kadar renkli bir sektör olduğunun henüz tam anlatılamadığını ve anlaşılamadığını düşündüğümüz lojistiğe “Alaatteen” gibi örneklerle bakarak, bu farklılaşma rüzgarını yakalamayı umuyoruz.
Peki sektörün yanlış anlaşıldığı söyleniyor. Bu konuda ne diyorsunuz?
FG: Bu görüşe katılıyoruz. O nedenle söylüyorum, biz sadece Ekol markasına vurgu yapmak istemiyoruz diye. Biz lojistiğin, sektörün ne olduğunu anlatmak istiyoruz. Dediğiniz gibi sektörümüz nakliyeyle çok fazla karıştırılıyor. Nakliye, lojistiğin önemli bir parçasıdır ama lojistik demek değildir. Lojistik, nakliye dışında bir çok katma değerli hizmetler sunan bir sektör. Biz bu yanlış anlamaların önüne geçmek, lojistiğin kolay anlaşılmasını sağlamak ve çok fazla değişkeni olan bir sektörü doğru tanıtmak istiyoruz. Bu nedenle de eğlenceli bir dil tercih etmemiz gerektiğini düşündük.
BA: Şunu da söylemeliyiz ki, bu sektörün geleceği en parlak iş kollarında biri olarak gösterilmesi için, bu sektöre girmek isteyecek ve sektörün ihtiyaç duyduğu yetişmiş insan gücüne de sektörü doğru anlatarak, onların gözünde cazibesini artırmayı hedefliyoruz. Bu hedeflere giderken kuşkusuz, iletişim çok önemli. Burada sadece Ekol değil, bu işe gönül vermiş ve ufku geniş tüm lojistik firmalarının iletişim çalışmalarının da ortak hedefleri olması gerektiğini düşünüyoruz.
|