Zirve
Lojistik haberciliğe can veriyor
Özel
 
Başarının içinde lojistiğin önemini anlatırken sıklıkla savaşlar örnek olarak verilir. Savaşlar kabuk değiştirirken lojistiğin hayati önemi daha da arttı. Dünyanın dört bir yanında yaşanan çatışmaları, savaşları ve toplumsal olayları tüm dünya halklarına ulaştıran haberciler ise lojistiksiz adım atamıyor. Türkiye’nin önemli savaş muhabirlerinden Mithat Bereket, maceralı anılarıyla süslediği habercilik dünyasını ve olmazsa olmaz bir faktör olan lojistiği Zirve okuyucuları için anlattı.
 

Sizin mesleğinizle ilintili olduğu alanlara baktığımızda lojistik büyük önem arzediyor. Bugün hayatınızda lojistiğin konumu ne; sizin için tam olarak ne ifade ediyor?
İki farklı açıdan bakarak bu sorunuzu yanıtlayabilirim. Birincisi bir kere çok hayati önemi var benim için. Hayati derken, gerçekten bu kelimeyi bilerek kullanıyorum, altını çizerek; hayatım söz konusu çünkü; ben savaş muhabirliği yapıyorum aynı zamanda. Savaş muhabirliğinde lojistik hayatta kalmayı ve ölmeyi gerektirebilir. Örneğin Saraybosna’da savaş zamanlarında lojistiğin ne demek olduğunu çok iyi anladım. Orada İgman adında bir dağ var. Dağdan aşağıya inmek için öncelikle iyi bir araba bulmanız gerekiyor; arabanın şoförünün çok iyi olması ve yolu iyi bilmesi lazım; Sırpların hangi saatlerde uyuduğu zaman ordan geçeceğini bilmesi lazım, Çünkü Sırplar her geçen aracı tarıyorlar. Oradan sağ salim geçmek için kusursuz bir lojistik gerekiyor. Aynı şekilde ilk körfez savaşında Bağdat’a gitmek için Amman’dan yola çıkmanız gerekiyor. Yol 24 saat sürüyor. Gece yolculuğu ve tüm gün çöl gidiyorsunuz. 4 tane minibüs şoförü var. Bunların en ucuzunu, en iyi motordan anlayanını, çölün ortasında soyup soğana çevirip öldürüp bırakmayacak olanı ve korkusuz olanı bulmanız için çok az bir vaktininz var. Ve bu lojistiği sağlamanız lazım, yoksa gidemezsiniz, iş yapamazsınız, daha doğrusu iş yapayım derken bir de hayatınız kaybedebilirsiniz. Dolayısıyla lojistik o anlamda inanılmaz önemli benim için, savaş muhabirliği tarafı açısından baktığınıda. İkinci önemi de NTV’de her gün yaptığım Anahtar programıyla ilgili. Programı hergün farklı bir yerden yapıyorum. Anahtar programında şöyle bir yenilik yaptık arkadaşlarla; stüdyonun dışına çıkardık. Yani Anahtar programını haber neredeyse orada yapıyoruz. Bazen bu Taksim’de kalabalığın arasında oluyor, bazen Kadıköy’de oluyor, bazen Kıbrıs’ta oluyor. Buralarda yaptığımız zaman şöyle bir şey var; alt yapının, lojistik alt yapının çok iyi olması gerekiyor. Canlı yayın bu anlamda çok önemli. Yönetmeninden kameramanına, tesisinden ışıkçısına, teknik ekibinden şoförüne kadar pek çok insan var lojistik destek sağlayan. Ve hele bir de savaşlarda olduğu zaman lojistik daha bir kritik önem taşıyor. Biz Bağdat’tan da yayın yaptık savaş sırasında, dolayısıyla oradaki destek ekibi çok daha önemli oluyor. Hem yaşamsal gereklilikler, hem de yayının yapılması açısından çok önemli bir konuma sahip oluyor lojistik. Bunda şoföründen yemek bulan rehberine, rehberinden telefon ayarlayan insanına, yapımcısından kameramanına ve sesçisine kadar, orada bir yayın ordusu oluyor...
Canılı yayın bu; bir kere başladı mı geri dönüşü yok. O anlamda etraftaki insanları iyi ayarlamak, o lojistiği iyi sağlamak, alt yapısını kuvvetli kurmak çok önemli. Dolayısıyla lojistik bir yerde herhalde her meslekte çok önemlidir; ama habercilikte, özellikle savaşlardan canlı yayın yapan tarzdaki muhabirliklerde inanılmaz önemli hale geliyor.

Gelişen teknolojiler elbette lojistikte de farklı yaklaşımlar getirdi. Son ırak operasyonunda görüyoruz ki ülkeler stratejilerinin temeline lojistiği oturtuyor. Bir savaş muhabiri olarak bu gelişmeleri nasıl yorumluyorsunuz?
Amerika’nın yeni geliştirdiği silah sistemleriyle özellikle artık savaşların konseptleri değişiyor. Yani artık hava savaşı ağırlıklı olmaya başlıyor, bilgisayar oyunu gibi... Ama bununla beraber Amerika aynı zamanda uydulardan da lojistik yapmaya başladı. Hollywood filmlerinde de izlediğimiz gibi, operasyonlara özel timleri Washington’daki operasyon odasından ne olduğunu uzaydan uydular tarafından takip ediyorlar. Bunu sağlamak için çok ciddi askeri lojistik konseptleri geliştirildi. Şimdi artık bu konseptle beraber lojistik şöyle bir kavram değişikliğne uğradı. Artık büyük önemli değil, artık cevval ordu önemli. Yani bir gecede 45 bin 50 bin askeri bir yerden bir yere küt diye gönderebiliyor musunuz, o çok önemli artık. Lojistik orada sağlanıyor. Ordunun gücünü bir yerden bir yere kaydırabilmesi çok önemli. Bir de vurucu gücün yüksek olması önemli çünkü vurucu gücün yüksekliği yeni silahları yeni konseptleri gündeme getiriyor. Lojistik de kendini tekrar ona göre tekrar organize ediyor, yeni birtakım teknolojileri kullanmak zorunda kalıyor. Artık eskisi gibi köprü başını tutalım, köprü başına şuraya malzemeyi yığalım, lojistiğimizi buradan sağlayalım, lojistikler, istihkamcılar şuradan gelsinler buradan gitsinler falan... Böyle şeyler yok artık. Artık çok çabuk, çok hızlı, çok dinamik çok cevval ordular konusu. Çok çabuk hareket edebilen ve bu tabi bununla, bu cevvallikle birlikte lojistiğin çok çabuk yapılması gerekiyor. Ve Amerikalılar bunu yapmaya başladılar.

Her savaş bizim için zor bir sınav

Bahsettiğiniz hız ve ataklık sizin için ne şekilde önem arzediyor? Siz nasıl kullanıyorsunuz bu bağlamda lojistiği?
Bu hem hız, hem öngörü yani sezi gerektiriyor, mesela şimdi ben Irak’ın nereye gideceğini size anlatabilirim veya Filistin’in nerelere gideceğini görür ve hangi tarihlerde olabileceğini, hangi spotlarda, hangi 15 günlerde veya bir haftalarda dikkat etmemiz gerektiğini söyleyebilirim. Çok yakından izmeniz gerekiyor, bu da yetmiyor tecrübe gerektiriyor. Şimdi siz bana deseniz ki Hamas liderinin öldürülmesiyle ilgili olarak akşam üstü İsrail’den yayın yapacaksınız. Bununla birlikte hem İsrail hükümetini hem de Hamas’ın sözcüsünü çıkarmam lazım. Ben bunu sağlayabilirim, çünkü tanıyorum artık insanları ve orada arkadaşlarım var, Hamas’ta da var tanıdıklar, İsrail hükümetinde de var tanıdıklar. Hemen birilerini arayıp ben akşam üstü saat 5’te Anahtar programında Telaviv’den ya da Kudüs’ten canlı yayına çıkabilirim. Bunun yanında, tabi ben bu içeriğin hazırlanması var. Onun için de ayrı bir ekip çalışıyor NTV’de. Yani prodüktörlerimiz var. Onlar da onu sağlıyorlar. Saat kaç uçağıyla giderse yetişir, hangi araba alsın havaalanından, nereye kaç saat sürer yol, oraya gittiğinde kim hangi stüdyodan yapacak canlı yayını, kameramanlar hazır mı, biz nasıl bir format izliyoruz, ne yapmak istiyoruz.inanılmaz bir ekip çalışması var burada. Ben şunuhatırlıyorum, ben sabah Benazir Butto’yla İslamabad’da röportaj yaptım, akşam üstü Ramallah’ta İsrail’de çatışmadaydım. O kadar hızlandı ki artık habercilik, lojistik tabi bunun içinde çok önemli hale geldi. Bir programın iç yapısının yani içeriğinin lojistiği var; kimlerle konuşacaksınız, hangi soruları soracaksınız, konunun geçmiş olayları neler, ona göre nelere dikkat etmak lazım? Yani karşınızdaki insanın ingilizce konuşması bile önemli. Çünkü İngilizce konuşunca spontan tercümanı stüdyoda tutmanız lazım ki onu anında İngilizce’ye çevirsin. Mesela bir başka lojistiğin öne çıktığı örnek de 1992’de Afganiztan’da karşıma Çıktı. Ben ilk Affganistan’a gittiğimde, mücahitler dağdan iniyorlardı, yine savaş vardı, mücahitler Sovyet yanlısı yönetimi yıkmışlardı. Kabil’de bir tane otel vardı, otelde de bir tane teleks vardı, telekste önce siz yazardınız, o şeritlere delik açardı, ondan sonra o şeridi alır gider oturur makineye, makinenin başındaki adam Türkiye’yle bağlantı kurardı, sonra şeridi okuturdu, şerit okurdu karşı taraf da yazardı. Yani yazılı olarak gelirdi, öyle görüntü şu bu yoktu. Ben son Irak savaşında Bağdat’a gittiğimde Basra’dan girdik NTV ekibiyle, ben orada videofon kullandım, çünkü çantayı açıyorsunuz, bir tane anteni var ve görüntülü sesli yayın yapıyorsunuz, tamamen canlı. Amerikalılar CBS televizyonu için canlı yayın tankı tutmuşlardı mesela. Kuveyt’ten Amerikan tanklarıyla beraber girdi adamlar, yani tank yaptılar, beyaza boyamışlardı tankı. Yani artık o kadar hızlanıyor ki, aklıma şöyle şeyler geliyor ki, burada çok anlatabilirim bunu örneklerini size. Ama burada önemli olan lojstik de ona göre değişiyor, gelişiyor.

Lojistik önemli bir sektör. Türkiye için de çok önemli. Bu konudaki fikirlerinizi alabilir miyiz?
Bence Türkiye’nin lojistik açısından çok daha önemli bir yerde olması lazımdı. Bir kere bizim bir filomuz yok, Yunanlılar mesela dünyanın en önemli deniz filolarından birine sahipler. Biz yarımadayız, üç tarafımız denizlerle çevrili ve üstelik de çok önemli denizler bunlar, çok kritik noktalardayız biz. Denizlerimize sahip çıkamıyoruz, denizci olamıyoruz, denizci millet değiliz. Türkiye haritalarına baktığınızda Türkiye’nin sahip olduğu Türkiye sınırları içinde yer alan adaların çizilmediğini görürsünüzçoğu zaman, bize onu öğretmezler, ama o adalar da bizimdir.bizdeki balık isimleri bile Rumca. Bir kere deniz lojistiği açısından çok daha ileride olmamız gerekirdi. İleride değiliz demiyorum, yani bir şeyler yapılıyor, şirketler var, çünkü ister istemez araştırmalarımda önüme çıkıyor. Ama çok daha iyi olmamız gerekiyor. Kara lojistiğinde biraz daha iyiyiz galiba.

 
Askerlerden önce oradaydık
Canlı yayında her şey çok hızlı olmak zorunda. Ben bunu Somali’de çok somut gördüm. Mogadişu sahillerine Amerikan deniz komandoları çıkartma yapacaklardı. Pentagon’dan CNN International muhabiri bize haber veriyor, bütün basın orada, sahilde bekliyoruz. Amerikan deniz komandoları boyalar sürmüşler, gece görüş dürbünleri takmışlar, ellerinde ağır makineliler, çıkarma yapıyorlar. Askerler denizden çıktıklarında bir anda bütün flaşlar yanıyor, herkes orada, eyooo çekim yapıyoruz. Çok sinirlendi adamlar. Medya o kadar hızlı gidiyor ki, anında siz haber alıp o akşam veya o öğleden sonra orada olabiliyorsunuz.
 
 
"Habere giderken yabanci bir şöfere kardeşiniz kadar güvenmeniz gerekebiliyor. Çölün ortasında soyup soğana çevirip öldürüp bırakmayacak korkusuz bir şöför o sırada en iyi lojistik oluyor. İş yapayım derken bir de hayatınızı kaybedebilirsiniz. Dolayısıyla lojistik o anlamda inanılmaz önemli benim için, savaş muhabirliği açısından baktığınızda"
 
“Şoföründen yemek bulan rehberine, ışıkçısından telefon ayarlayan insanına, yapımcısından kameramanına ve sesçisine kadar dış yayınlarda dev bir ekip oluyor. Canlı yayın bu, bir kere başladı mı geri dönüşü yok. O anlamda etraftaki insanları iyi ayarlamak, o lojistiği iyi sağlamak, altyapısını kuvvetli kurmak çok önemli. Dolayısıyla lojistik her meslekte çok önemlidir; ama habercilikte, özellikle savaşlardan canlı yayın yapan tarzdaki muhabirliklerde inanılmaz önemli hale geliyor.”
 
 
Yönetmeninden kameramanına, tesisinden ışıkçısına, teknik ekibinden şoförüne kadar pek çok insan var lojistik içinde. Savaşlarda olduğu zaman lojistik daha bir kritik önem taşıyor. Bağdat’tan da canlı yayın yaptık savaş sırasında, dolayısıyla oradaki destek ekibi çok daha önemli oluyor. Hem yaşamsal gereklilikler, hem de yayının yapılması açısından çok önemli bir konuma sahip oluyor lojistik.”
 
 
 
 
© 2004 EKOL Uluslararası Taşımacılık A.Ş.