Zirve
Lojistikte envanter yönetiminin önemi
Özel
 

Doç. Dr. Mehmet Tanyaş
İ.T.Ü. Endüstri Müh. Bölümü
tanyasm@itü.edu.tr

Lojistiğin hem hareket halindeki, hem de duran envanterin yönetimi olduğu söylenir. Uluslararası Lojistik kitabının yazarı olan Douglas LONG kitabının envanter yönetimi bölümünün girişinde şu anısını yazmıştır. (1): “Takicikistan Sovyetler Birliği’nin bir parçasıyken bu ülkenin şimdiki başkenti Duşambe’deki en büyük mağazayı ziyaret etmiştim. Mağazanın ampül yetersiliğinden loş olan ayakkabı bölümündeki raflar binlerce çift ayakkabıyla doluydu. Bu departman olabildiğince iyi yerleştirilmişti. Biraz dikkatlice bakınca ayakkabıların hepsinin tek tip numaralı çok büyük ağır siyah deri işçi botları olduğunu gördüm. “Demek ki insanlar ya gereksinim duydukları ayakkabıları bulamamakyatdı, ya da ayağıan uymayan ayakkabıyı giymek durumundaydı.
Envanter yönetimi son yıllarda lojistiğin önemli bir parçası olsa da, daha önceleri pek etkileyici bir kavram değildi. Uçaklar, TIR’lar ya da gemiler kadar ışıltı sunmazdı. Birçok insan envanter yönetiminin bir depoda öylece duran kolilerle ilgili olduğunu düşünür, hatta fazla mal göz çıkarmaz derdi. Artık envantere bakış açımız değişti. Daha 20–30 yıl öncesine kadar envanter yönetiminin en büyük zorluğu ürünleri mağazalara bir an önce sokmaktı. Şimdi ise müşteri beklentileri yükseldi. Müşteriler yalnızca dükkan raflarının dolu olmasını değil, sürekli büyüyen ürün çeşitliliği de talep etmektedirler. ABD’de 1970’lerde bir dükkan 15.000 stok tutma birimi (SKU-Stock Keeping Unit) bulundururken, bugün bie süpermarket 40.000 SKU, büyük mağazalar ise 100.000 SKU bulunduruyor.

ABD’de 2000 yılında envanter yatırımı, yani bütün envanterin toplam değeri, 1.485 trilyon USD’nin üzerindedir.(2) Ortadaki para miktarı bu kadar yüksek olduğunda, yöneticiler iyi envanter yönetiminin önemini artık gözardı edemezler.

Perakendecilerin amacı müşterilerine geniş bir ürün yelpazesi sunmak iken, envanter yönetiminin amacı ise artan stok maliyetlerini azaltmak için envanteri hızla tüketmektir. Bunun net etkisi nedir? 1990’larda en azından ABD’de genel envanter seviyelerinde bir düşüş gözlenmiştir. Düşük envanter seviyeleri iyi lojistiğin temel ölçütü olarak kabul edilmiştir. Ancak Ginter ve LeLonde, bazı sanayilerin envanterlerde ise artış olduğunu saptamışlardır. Bu artışın sebebi ürün çeşitliliğine olan talebin yükselmesiydi.(3) Uluslararası lojistiğe bakıldığında birbirinden çok farklı konularla karşıalaşabilmektesiniz.

Bowersox ve Closs’a göre, “amaç; istenilen müşteri hizmeti düzeyine olabilecek en düşük envanter yatırımıyla, en düşük toplam masrafla ulaşabilmektir”(4). Başka bir deyişle, müşteriler envanteri, istedikleri ürünü istedikleri anda bulabilmek için isterler. Diğer taraftan, perakendeciler ürüne yatırım yapmak gerektirdiğinden, fazla envanter tutmak istemezler. Bu çelişen ihtiyaçlara cevap vermek envanter yönetiminin varlık sebebidir.

Oratalama envanter, belirli bir süre boyunca tutulan envanterin ortalama miktarıdır. İki bölümden meydana gelir: döngüsel envanter ve emniyet stoğu. Döngüsel envanter, tüketilen ve yeniden tamamlanan envanterdir. Emniyet stoğu, ise stoğun tükenmesini engellemeye yönelik bir önlemdir. Stok tükenmesi, talebin öngörülen düzeyin üzerine çıkması veya tedariğin aksaması durumlarında oluşabilir. Emniyet stoğu bu aksaklıklara karşı önlem olarak tutulur. Envanter dönüşümü, envanterin emniyet stoğu düzeyine kadar tüketilmesi ve daha sonra yenilenmesidir.

Uluslararası lojistik envanter yönetimini birçok yönden etkiler. Yabancı bir ülkeden bir tedarikçi kullanıyorsa, envanter döngüsü daha uzun sürelidir. Uzun envanter döngülerinin doğrudan bir sonucu olarak uzun süren transit süreleri ve mesafeler nedeniyle transitteki (hareket halindeki) envanter daha fazla önem kazanır. Ülke sınırlarından geçmek gecikmelere, belirsizliklere ve zaman kaybına neden olabilmektedir. Bu durumda envanterdeki yer ve zaman belirlemeleri daha da karmaşıktır. Bazı durumlarda envanterin hangi ülkede tutulacağına dair özel kararlar alınması gerekebilir. Uzun transit süreleri ve mesafeleri nedeniyle verilen fireler de daha fazla olabilmektedir... Uluslararası tedarikte, artan belirsizlikler nedeniyle daha büyük emniyet stokları gerekli olabilmektedir.

Envanter yönetimine uluslararası çerçeveden baktığımızda taşımacılık türleri de önem arzetmektedir. Taşımacılık türlerinin özelliklerine bakıldığında, farklı taşımacılık türleri hızlarının transit içi envanter seviyesini etkilediğiniz görürüz. Örneğin deniz taşımacılığı daha uzun süreli envanter döngüsüne neden olmaktadır. Bu nedenle yüksek değerli ürünlerin stok maliyetinden kaçınmak için bu ürünler uçak gibi hızlı taşımacılık türleri ile gönderilmektedir. Nakliye süre ve türüne bağlı olarak oluşan hasar miktarları, envanter düzeyini etkilemektedir. Teslimat zamanında güvenilirlik, nakliye türüne göre değişmektedir. Envanter yönetiminde, uluslararası gönderimler ülke içi hareketlerden daha farklı etkiye sahiptir. Bazı ürünlerin uluslararası hareketi kolaydır, bazılarının ise daha zor ya da masraflıdır. Örneğin canlı hayvanlarda sağlık konuları nedeniyle genelde uluslararası taşımacılık çok zordur. Ayrıca eğer kargo gümrükten geçecekse, kargonun kontrol edilebilir özellikte olamsı da önem kazanır. Kontrol edilebilir olan kargonun gümrükten çıkması dah kolay olur.

Teslim koşulları ve satış sözleşmeleri, envanteri etkiler ve uluslararası envanter yönetiminde önemli rol oynar. Dünya üzerinde her an çok yüksek miktarlarda transit içi envanter olduğundan, müşteriler her zaman ‘benim envanterim nerede?’ sorusunu sorabilirler. Şirketlerin envanterlerinin nerede olduğunu bilmeleri gerekir, ancak bunun yanıtı bazen zor olabilir. Eğer mallar EXW olarak gönderiliyorsa, herşey alıcının envanterindedir. Ancak malların sorumluluğunun kime ait olduğu gönderim esnasında değişiyorsa (FOB ya da CIF’te olduğu gibi), transit içi envanter yönetimi daha zor olabilir. Gümrükten çekme telaşı olmayan ve vergi avantajları sağlayan serbest bölgeler üzerinden çalışma, envanter yönetimine yeni boyutlar kazandırır. Serbest bölgeler, küresel bir operasyonda envanter yönetimiyle ilgili pek çok bağlantılı sorunu ortadan kaldırır.

Tam zamanında (Just In Time-JIT) envanter politikaları son elli yıl içinde ortaya konuldu, ancak bu politikaların her şirkete uygun olduğuna dair yanlış bir inanış hala vardır. Bir şirket, sık sık ve küçük miktarlarda mal alarak envanterinin küçültmeye çalışır. Bu mantıken malların tam ve istendiği vakitte ulaşması noktasına kadar vardırılabilir, böylelikle neredeyse gerek duyulmaz. Bu prosedür, bütün operasyonlarda radikal bir değişim gerektirdiğinden, JIT bir yönetim felsefesine ve bir bilime dönüştü. Gecikme ve hatalar, envanterin bir tampon görevinde kullanılmasına kıyasla daha büyük etki yaratacağından, operasyonlar üzerinde çok daha sıkı bir kontrol gerektirir. Bu da operasyon yönetimi kalitesinin daha fazla vurgulanması anlamına gelir.

JIT, daha karmaşık ve riskli olmasına karşın, küresel bir çevrede uygulanabilir. Bazı uluslararsı operasyonlar iyi organize edilmiştir; nakliye riskleri ve sınır geçişleri bunu mümkün kılacak kadar azdır. JIT, çok dikkatli bir nakliye ve gümrük yönetimi gerektirir. Taşımacılık şirketleri bu gerçeğe uygun olarak prosedürlerini değiştirmektedir. Ancak 11 Eylül saldırılarından sonra sınırlardaki yeni emniyet uygulamaları, uluslararası JIT’ı daha da güçleştirmiştir.. E-ticaret dağıtım kanallarındaki envanter ihtiyacını ortadan kaldıracak gibi gözükse de sonuçlar bu şekilde gerçekleşmemiştir. Bazı sanayilerde bunun tam aksinin gerçekleştiği bile görülebilir. The Wall Street Journal, internet şirketi açılımının zirvede olduğu bir dönemde, e-ticaret perakendecilerinin daha çok depo açmaya başladığını yazmıştır(5). Bu yalnızca internet şirketlerinin büyük artışının bir sonucu muydu, yoksa internet ekonomisi envanter gereksinimlerini mi değiştirmekte idi? Şu an için bu sorunun yanıtı pek açık değildir.

Envanter eğilimleri aynı zamanda şirket politikası ve ağ tasarımından da etkilenir. Merkezileşen depolar, envanter ihtiyacını azaltır, ancak teslimat süresini artırır. Bazı şirketler, merkezi envanter yönetimini benimserken bazı şirketler dağıtılmış envanter yönetimini benimser. Bazı envanter kontrolleri proaktiftir; yenilenmeleri ihtiyaç duyulacağı beklentisiyle önceden yapılır. Bazen de envanter kontrolleri reaktiftir; envanter seviyeleri belli bir noktaya kadar tüketilmeden harekete geçilmez. Şirketlerde istenen her zaman proaktif olunmasıdır, ancak bu her zaman olanaklı değildir.

Sonuç olarak, envanter yönetimi fiziksel bir varlık yönetiminden çıkmış, bir bilgi yönetimi haline gelmiş ve lojistik yönetimi ile içiçe geçmiştir. Bu yaklaşımın daha fazla uzmanlık ve bilgi teknoljisi kullanımı gerektireceği açıktır.

Kaynaklar:
(1) Long D.(2003), “Internatinal Logistics: Global Supply Chain Management”, Kluwer Academic Pub.
(2) Delaney, R.V., Wilson, R(2001)., “managing Logistics in a Perfect Storm, 12th Annual State of Logistics Report”, Cass Information Systems and Prologis, Washington D.C.
(3) Ginter, J.L., Londe, B.L.(2001), “An Historical Analysis of Inventory Levels: An Exploratory Study”, The Supply Chain Management Research Group, November.
(4) Bowersox, D.J., Closs, D.J.(1996), “Logistical Management: The Integrated Suplly Chain Process”, McGraw-Hill, New York.
(5) Wall Street Journal(1996), “Virtual Reality: Web firms Go on Warehose Building Boom”, September 8, p.B1.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
© 2004 EKOL Uluslararası Taşımacılık A.Ş.